YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5343
KARAR NO : 2023/359
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlali
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.12.2015 tarihli ve 2014/52 Esas, 2015/644 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116 ncı maddesinin birinci fıkrası, 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediği, konuta girmediği, bu nedenle konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluşmadığı, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece; şikâyetçi …’ın dava dışı … isimli kişiye borç para verdiği, alacağını alamayınca karşılığında parke taşları ile ödenmesi konusunda anlaştıkları, sanıklar … ve …’ın, ortak iş yaptıkları …’un borcuna karşılık olmak üzere yeni ve kullanılmamış parke taşlarını şikâyetçilerin evine getirdikleri, aralarında iş nedeniyle yeniden anlaşmazlık çıkması sonrasında sanıkların olay günü şikâyetçi …’nin evinin bahçe kapısından şikâyetçinin rızası olmaksızın girdikleri, şikâyetçinin evinde bulunan malzemeleri alıp araca yüklemek sureti ile götürdükleri, şikâyetçi …’nin sanıkları evden çıkmaları hususunda uyarmasına rağmen sanıkların şikâyetçinin evinden çıkmadıkları, sanık …’ın soruşturma aşamasında alınan beyanında kapıyı kendilerine 45 yaşlarında bir kadının açtığını, sanık …’un ise olay günü kapıyı kendilerine küçük bir çocuğun açtığını beyan ettikleri, bu beyanlarının birbiri ile çeliştiği, mahkemede alınan savunmalarında ise şikâyetçi …’ın babasının kendilerine yardım ettiklerinden bahsettikleri, ancak sanıkların bu savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak savunmalarına itibar edilmediği ve suç tarihinde sanık …’un temyiz dışı diğer sanık … ile birlikte eylem birliği içerisinde şikâyetçinin ikametine girerek şikâyetçinin izni olmaksızın parke taşlarını almaları nedeniyle üzerine atılı konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlediği kabul edilmiştir.
2.Sanık aşamalardaki savunmalarında, atılı suçlamayı kabul etmemiş, evin içerisine girmediğini, evin dışarısında bulunan malzemeyi aldığını savunmuştur.
3. Suç tarihinde evde bulunan mağdur … ve diğer mağdur …’in aşamalardaki ifadelerinde, sanık … ve temyiz dışı diğer sanık …’ın evin içerisine girerek malzemeyi aldıklarını beyan etmişlerdir.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın, atılı suçu işlemediğine ilişkin temyiz isteği yönünden; suç tarihinde evde bulunan mağdur … ve diğer mağdur …’in aşamalardaki beyanları, sanığın ifadeleri ve tüm dosya kapsamından, sanığın şikâyetçilerin rızası olmaksızın şikâyetçilere ait eve girdiklerinin sabit olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin de reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.12.2015 tarihli ve 2014/52 Esas, 2015/644 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.