Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/7019 E. 2023/140 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7019
KARAR NO : 2023/140
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, tanığı etkilemeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Sanık hakkında tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, aynı Kanun’un 231/12. maddesi gereğince itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmış, hırsızlık suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 /1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Anamur Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.02.2014 tarihli ve 2014/507 Soruşturma numaralı iddianame ile; “sanığın suç tarihinde saat 19.00 sıralarında katılanın ikametine gittiği, bir süre sonra katılanın tuvalete gittiği sırada, sanığın katılana ait cep telefonunu aldığı, sanığın katılana hitaben “sana ceza veriyorum, telefonunu aldım.” şeklinde seslendiği, katılanın ise “alma” diye cevap verdiği ve tuvaletten çıktığı, ancak sanığın telefonu alıp gittiği, katılanın olay hakkında şikayette bulunmasından sonra, sanığın katılana ve olay tanığı olan E.B.’ye baskı yaparak, telefonu çalmadığı yönünde ifade vermelerini istediği, katılanın da bu doğrultuda telefonu sanığa sattığı hususunda ek ifade verdiği…” iddiasıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 277/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca hırsızlık ve tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2014/482 Esas, 2016/152 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
Hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 62 ve 51, 53/1. Maddelerini uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hapis cezasının ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine;
Tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 277/1, 62, 53/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231/5 maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; katılanın kendisine 40,00 TL borcu olduğuna, borcunu almak için katılanın ikametine gittiğinde katılanın borcuna karşılık olarak 80,00 – 100,00 TL değeri olduğunu söylediği telefonu kendisine verdiğine, hırsızlık suçunu işlemediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. 19.02.2014 tarihli iddianamede anlatıldığı ve Mahkemece de gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde kabul edildiği üzere, sanığın suç tarihinde gece vakti sayılan saat 19.00 sıralarında arkadaşı olan tanık E. B. ile katılan …’ın ikametine gittikleri, tanık E. B.’nin beyanına göre, kendisinin iki dakika kadar içeride kaldığı ve sonrasında sanığı dışarıda beklemeye başladığı, sanığın katılandan görüşme yapmak için telefonunu istediği ve sonrasında katılana hitaben “telefon bende kalsın” diyerek katılanın … göstermemesine rağmen, telefonu alıp dışarı çıktığı, sanığın dışarıda bekleyen tanığa katılana ait telefonu göstererek “polis seni çağırırsa, 40 TL’ye aldığımı söylersin” dediği, rızası olmamasına rağmen sanığın telefonu aldığına dair katılanın şikâyetçi olduğu ve sanığın baskısı sonucu bir gün sonra ifadesini değiştirmek zorunda kaldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık aşamalardaki beyanında, katılanın kendisine 40,00 TL borcu olduğunu, alacağını almak için katılanın ikametine gittiğinde, katılanın kendisine 80,00-100,00 TL değerindeki cep telefonunu verdiğini ve ayrıca ilave olarak 40,00 TL parayı katılan verdiğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Katılan soruşturma aşamasındaki 06.02.2014 tarihli ilk beyanında, ikametine gelen sanığın kendisinin tuvalete gittiği sırada “sana ceza veriyorum” diyerek telefonunu aldığını, tuvaletten çıkana kadar da alıp kaçtığını belirtmiştir.
4. Katılan 07.02.2014 tarihli beyanında ise, telefonu 40,00 TL karşılığında sanığa rızasıyla sattığını belirtmiştir.
5. Katılan kovuşturma aşamasında ise, olayın ilk ifadesinde anlattığı şekilde gerçekleştiğini, yalnızca sanığın tuvalette gittiğinde telefonu aldığı şeklinde bir durumun olmadığını, sanığın telefonu alıp giderken gördüğünü, ifadesini de 4-5 kişi ile birlikte sanığın kendisini darbetmesi üzerine değiştirmek zorunda kaldığını beyan etmiştir.
6. Tanık E. B. ise, aşamalarda, sanık ile birlikte katılanın ikametine gittiklerini, kendisinin bir süre içeride kalıp dışarıda sanığı beklediğini, sanığın dışarı geldiğinde, cebinden bir telefon çıkardığını ve kendisine hitaben “polis seni çağırırsa şahidim ol, 40,00 TL’ye satın aldığımı söylersin” dediğini beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Sanık Hakkında Tanığı Etkilemeye Teşebbüs Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi oldukları, temyizlerinin mümkün olmadığı, aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararı Yönünden;
1.5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Sanığın aşamalardaki beyanlarında, katılanın kendisine 40,00 TL borcu olduğunu, alacağını almak için katılanın ikametine gittiğinde, katılanın kendisine 80,00-100,00 TL değerindeki cep telefonunu verdiğini ve ayrıca ilave olarak 40,00 TL parayı katılan verdiğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; katılanın beyanları, sanığın baskısı sonucu ifadesini değiştirmek zorunda kalması, sanığın telefonu kısa sürede elinden çıkarması ve tanık E. B.’nin beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında hırsızlık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik ve sanığın suçun sübutuna ilişkin itirazları yerinde görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Tanığı Etkilemeye Teşebbüs Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanığın kanun yolu başvurusu itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2014/482 Esas, 2016/152 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.