YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7633
KARAR NO : 2023/178
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Elde veya üstte taşınan eşyayı özel beceri ile almak suretiyle hırsızlık, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Hırsızlık suçundan katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu belirlenen müşteki …’ye yargılama sırasında 5271 sayılı Kanun’un 234 üncü maddesinin (b) bendi hatırlatılmış ancak katılma talebi olup olmadığına dair ayrıca beyanı sorulmamış ve buna yönelik bir hüküm kurulmamış ise de; müştekinin kararı temyiz etme hak ve yetkisi bulunduğu tespit edilerek, 5271 sayılı Kanunun 237 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede,
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 17.03.2016 tarihli iddianame ile sanık hakkında market önünde beklemekte olan katılan …’nin cebinden 370 TL parasının çalınması eylemi sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinin 2 inci fıkrasının (b) bendi, 268 inci maddesi delaletiyle 267 inci maddenin birinci fıkrası ve 53 üncü maddelerinin uygulanması istemiyle dava açılmıştır.
2…. 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2016/249 Esas, 2016/378 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının b bendi, 62 inci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
3. … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2016/249 Esas, 2016/378 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delaletiyle 267 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’un Temyiz Sebepleri
Kararı temyiz etme isteğine ilişkindir.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında kurulan hükümler bakımından kararın bozulması ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu bakımından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
C.Katılan …’nin Temyiz Sebepleri
Zararının giderilmediğine ve sanığın yeterli cezayı almadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan … saat 17.30’da market önünde telefon görüşmesi yaptığı sırada, sanığın katılanın cebine elini sokarak 370,00 TL parasını alıp kaçtığı, güvenlik kamerası görüntülerinde yapılan araştırma sonucu tespit edilen sanığın yakalandığında polislere kendisini … olarak tanıttığı belirlenmiştir.
2.Dosya kapsamında yer alan 14.03.2016 tarihli CD İnceleme Tutanağı’na göre, katılan BİM market önünde telefon görüşmesi yaparken sanığın katılanı takip ettiği ve katılana doğru ilerlediği tespit edilmiştir.
3.Yakalama ve Üst Arama Tutanağı’na göre; kolluk kuvvetlerince yapılan çalışmalarda kamera görüntülerindeki şahsa benzemesi sebebiyle durdurulan sanık, kimlik taşımadığını ve şifahen isminin … olduğunu söylemiş ise de, sanık kimlik tespiti amacıyla polis merkezine götürüldüğünde, … isimli şahsın GBT sorgusu ve şahsın fotoğraflarının karşılaştırılmasında, sanığın … olmadığının tespit edildiği, bunun üzerine sanığa gerçek isminin ne olduğunun sorulduğu ve bu sefer isminin … olduğunu ve yakalaması olduğu için farklı bir isim verdiğini söylediği tespit edilmiştir.
4.Sanık aşamalarda atılı suçlamaları ikrar etmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptal edilmiş olması ve hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin, infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşılmıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
3. 5237 sayılı Kanun’un “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268 inci maddesi “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.” şeklinde olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas – 2014/ 153 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, işlediği bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin, gerçek kimliğini saklayıp kolluk kuvvetlerine, kimlik bilgilerini bildiği bir başkasının kimlik bilgilerini vermesi durumunda bu madde hükmünün uygulanacağı, bir başka ifadeyle, failin işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendi kimliğini saklayarak, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması ve o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması durumunda, bu madde hükmünün uygulanacağı, suçun oluşması için, failin daha önce bir suç işlemiş olması veya bir suçtan aranması, kendi kimliğini vermesi halinde hakkında bu suçtan işlem yapılacak olması gerektiği, iftira suçunun özel bir şekli olan bu suçun oluşması için sanığın resmi belge düzenlemede yetkili memura başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi yeterli olmayıp, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının ise; “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir” hükmünü içerdiği, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ıncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki farkın, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığına dair olduğu, kamu görevlisinin görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde TCK’nın 206 ıncı maddesinin uygulanacağı, ancak resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevlisince kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için sorulması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması ya da kimlik veya adresle ilgili bilgi vermekten kaçınılması halinde, ilgili hakkında Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gerektiği; somut olayın değerlendirilmesinde; hırsızlık eylemine ilişkin düzenlenen 14.03.2016 tarihli CD İzleme Tutanağı’na göre eylemi gerçekleştiren şahsın görüntülerinin incelendiği, ancak bu tutanakta görüntülerdeki şahsın kim olduğuna dair bir belirleme yapılmadığı, 14.03.2016 tarihinde kamera görüntülerindeki olayı gerçekleştiren şahsa benzeyen sanık durdurularak kimliği istendiğinde kendisini şifahen … olarak tanıttığı, sanık kimlik tespiti amacıyla polis merkezine götürüldüğünde … isimli şahsın GBT sorgusu ve şahsın fotoğraflarının karşılaştırılmasında sanığın … olmadığının tespit edildiği, bunun üzerine sanığa gerçek isminin ne olduğunun sorulduğu ve bu sefer isminin … olduğunu ve yakalaması olduğu için farklı bir isim verdiğini söylediği, mağdur … hakkında bu eylem sebebiyle başlatılmış herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı anlaşılmakla, buna göre sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40/1. maddesine uyduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak 5326 sayılı Kanun’un 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmış ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
B. Katılan …’nin Temyiz İstemi Yönünden
1. Olay sebebiyle meydana gelen zarar bakımından sanığın 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin uygulanmasını gerektirir etkin pişmanlık koşullarının oluşmaması sebebiyle sanığın cezasında indirim yapılmadığı belirlenmiştir. Sanık hakkında mahkemece kurulan hükümlerde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Hırsızlık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2016/249 Esas, 2016/378 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii ile katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafii ile katılan …’nin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (A-3) paragrafında açıklanan nedenle, … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2016/249 Esas, 2016/378 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı Kanun’un 322 inci ve 5326 sayılı Kanun’un 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan 5326 sayılı Kanun’un 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, hükme eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.