Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/7639 E. 2023/27 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7639
KARAR NO : 2023/27
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Koyulhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2014/192 Esas, 2016/113 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz isteği, suçun şikâyete tabi olduğuna ve müştekinin şikâyeti olmadığından hakkında verilen cezanın haksız olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1.İlk olay tarihi olan 14.06.2014’te Koyulhisar’da telefoncu dükkanı olan şikayetçi …’ın …’a telefon almak için gelip, dönüş yolunda bindiği … Tur adlı otobüsün muavini olan sanık …’a telefon dolu çantasını vermesi üzerine sanığın çantayı arka beşli koltuğa koyduğu, şikayetçinin Koyulhisar’a geldiğinde çantadaki üç adet telefonunun eksik olduğunu fark ettiği, ikinci olay tarihi olan 17.06.2014 sonrasında da aynı şekilde şikayetçinin muavin olan sanığa telefon dolu çantayı vermesi üzerine sanığın çantayı sadece şoför ve muavinlerin açabildiği ve teker üstü olarak tabir edilen bölüme koyduğu, şikayetçinin Koyulhisar’a geldiğinde bu kez çantadaki dört ya da beş adet telefonunun eksik olduğunu fark ettiği, şikayetçinin çalınan telefonlarından birinin IMEI numarasını savcılığa bildirmesi üzerine suça konu telefonlarından bir tanesinin tanık …’in hattı ile kullanıldığının anlaşıldığı, tanığın suça konu telefonu kızı olan …’nun sanıktan aldığını ve kendisinin hattını taktığını beyan ettiği, ayrıca soruşturma aşamasında sanığın babası olan tanık …’ın oğlu olan sanığın otobüste bulduğu telefonları sattığını beyan ettiği, böylece sanığın her iki olay tarihinde de şikayetçinin kendisine verdiği çantadaki telefonları çaldığı belirlenmiştir.
2. Sanık soruşturma ve kovuşturma aşamalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptal edilmiş olması ve hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “Ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin, infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşılmıştır.

2. Şikayetçinin 14.06.2014 ile 17.06.2014 sonrasında …’dan satmak için aldığı telefonlarla birlikte Koyulhisar’a gitmekte olan … Tur isimli otobüse bindiği ve her iki seferde de telefonların bulunduğu çantayı otobüsün muavini olan sanığa teslim ettiği; ancak sanığın kendisine teslim edilen telefonların bulunduğu çantadan telefonları çaldığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemenin ise bu eylemi hırsızlık olarak nitelendirdiği görülmektedir. Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için taşınır malın zilyedinin rızası olmadan alınması gerekmektedir. Somut olayda şikayetçinin suça konu telefonların bulunduğu çantayı sanığa rızasıyla teslim ettiği anlaşıldığından hırsızlık suçunun oluşabilmesi için gerekli olan zilyedinin rızası olmadan faydalanma kastının varlığından bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Dosya içeriğine ve anlatımlara göre, şikayetçi …’dan Koyulhisar’a gitmek için … Tur isimli otobüs firmasından bilet almakta ve otobüse binmeden önce de içinde suça konu telefonların bulunduğu çantayı otobüsün muavini olan sanığa vermektedir. Sanık da müştekinin rızasıyla vermiş olduğu çantayı teslim almaktadır. Hırsızlık suçu ile güveni kötüye kullanma suçu arasındaki farklardan birisi de burada oluşmaktadır. Zira hırsızlık suçunun oluşabilmesi için taşınır malın zilyedinin rızası olmadan alınması gerekmektedir. Oysa olayda şikayetçinin rızası bulunmaktadır. Bununla birlikte şikayetçi suça konu çantayı sanığa muhafaza etmek üzere vermesine karşın, sanık kendisinin yararına olarak ve zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmaktadır. Şu halde, sanığın eylemi güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmaktadır. Müştekinin otobüs firması ile yolculuk yapması bir hizmet ilişkisine dayanmaktadır. Zira müşteki otobüs firmasına belli bir miktar ücret ödemekte, otobüs firması da bunun karşılığında müştekiyi belli bir yere taşımaktadır. Bu sebeple, aynı zamanda sanığın eylemi hükümden sonra yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile yapılan değişiklik ile uzlaşma kapsamına alınan 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen suçun hizmet ilişkisinden kaynaklanması halini oluşturduğundan sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçu bakımından CMK’nın 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Kabul ve uygulamaya göre de;

Mahkemece sanığın soruşturma aşamasında şikayetçinin zararını karşıladığının kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılması gereken indirim oranının aynı maddenin ikinci fıkrasındaki sınırlama nedeniyle 1/2 oranından fazla olması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Koyulhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2014/192 Esas, 2016/113 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.01.2023 tarihinde karar verildi.