YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8040
KARAR NO : 2023/815
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, katılan vekilinin 06.06.2016 hakim havale tarihli dilekçesinde temyizden feragat ettiklerini bildirmiş olması karşısında; aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca sanığın temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2015 tarihli ve Esas No: 2015/1528, İddianame No: 2015/1521 sayılı iddianamesi ile, şüphelinin … Pazarı … Sokak No:… adresinde bulunan işyerinde atık su aboneliği sözleşmesi yapılıp gerekli izinler alınmadan düz boru bağlanarak kaçak su kullanıldığını tespit edilerek 29.01.2015 tarihli tutanak tanzim edildiğinden bahisle, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 53/1. maddeleri gereğince dava açılmıştır.
2…. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2015/517 Esas, 2016/607 Karar sayılı kararı ile, karşılıksız yararlama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 163/3, 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii süresi içerisinde verdiği 26.04.2016 hakim havale tarihli dilekçesinde süre tutum talebinde bulunmuş, 09.06.2016 tarihli dilekçesinde özetle, sanığın yargılama aşamasında belirlenecek kaçak su bedelini ödemeye razı olduğunu bildirdiği, sanığın karşılıksız yararlanma gibi bir kastının bulunmadığını, sanığa ödeme yapması için yeterli süre verilmediğini, ekonomik güçsüzlüğü nedeniyle taksitlendirme imkânının tanınmadığını, katılan vekili 25.04.2016 havale tarihli dilekçesi ile süre tutum talebinde bulunmuş, 06.06.2016 hakim havale tarihli dilekçesinde temyizden feragat ettiklerini bildirmiş, 30.06.2016 hakim havale tarihli dilekçesinde ise hükmün onanmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık hakkında 29.01.2015 tarihinde tutulan tutanakta, işyerinde düz boru bağlanarak kaçak su kullanıldığı belirtilmiştir.
2. Sanık savunmasında kendisi ile birlikte 8 balıkçıya Belediye Başkanının yer tesis ettiğini, orada bulundukları sürede her hafta gelen zabıta görevlilerinin kesmiş olduğu irsaliye karşılığında ücret ödediklerini, su aboneliği için … Belediye Başkanlığına müracaatta bulunduğunu ancak kira sözleşmesi olmadığı için talebin kabul edilmediğini, … Büyükşehir olduktan sonra da su aboneliği için … Büyükşehir Belediyesine başvuruda bulunduğunu ancak yine kira sözleşmesi olmadığı için talebin reddedildiğini, tespit edilecek kaçak bedelini ödemeye hazır olduğunu söylemiştir.
3. Olay mahallinde yapılan kaşif sonucu hazırlanan 13.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda, 278 gün abonesiz ve kayıtsız sayaçtan geçirerek kaçak su tüketimi yapıldığı, kaçak su tutarının yasal vergiler hariç 1.139,80 TL olduğu belirtilmiş, sözkonusu rapora katılan vekili tarafından m3 fiyatının 11,00 TL üzerinden hesaplanması gerektiğinden bahisle itiraz edilmesi üzerine alınan 15.02.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda, ilk rapordaki gibi m3 çarpanın mevcut tarifeler uyarınca 7,20 TL olması gerektiği belirtilmiştir.
4. Bilirkişi raporu ile hesaplanan miktar karar tarihine kadar ödenmemiştir.
IV. GEREKÇE
1.Katılan vekilinin 25.04.2016 tarihli temyiz dilekçesinden sonra, 06.06.2016 tarihli dilekçesiyle temyizden feragat ettiği anlaşılmıştır.
2. 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun’un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun cezasız ve vergili gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak; öncelikle katılan kurumdan davaya konu 29.01.2015 tarihli tutanağa ilişkin borcun ödenip ödenmediğinin sorulması, borcun ödenmediğinin bildirilmesi halinde suça konu tutanaklara ilişkin olarak katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının tespit edilerek ve sanık tarafından daha önceden yapılmış kısmi ödeme var ise mahsubu da yapılarak yukarıda izah edilen şekilde sanığa usulüne uygun bildirimde bulunulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1-Katılan vekilinin temyizi yönünden;
Gerekçe bölümünün 1. maddesinde belirtilen nedenle, temyiz talebinden feragat nedeniyle dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2. Sanık müdafiinin temyizi yönünden;
Gerekçe bölümünün 2. maddesinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/517 Esas, 2016/607 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.