YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8145
KARAR NO : 2023/739
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2015 tarihli ve 2015/81 Esas, 2015/58 İddianame numaralı iddianamesi ile sanık hakkında mağdura yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h ve 143. maddeleri gereğince cezalandırılması, aynı Kanun’un 53/1 maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/211 Esas, 2016/727 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143, 168/2 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53/1 maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık ve mağdurun arkadaş olup, suç konusu kömürler ile ilgili paraları olmadığı için satıp beraberce harcamak adına karar aldıklarına, dolayısıyla mağdurun bu durumdan haberi olduğuna, müvekkili sanığın isnad edilen suçu işlemediğine, yerel Mahkemece bu durumunun sanık lehine yorumlanmayarak ceza yönünde karar tesis edilmesinin bozmayı gerektirdiğine, sanığın almadığı halde mağdurun zararını gidermesinin, sanık ve mağdur beyanlarının sanığın suç kastı ile hareket etmediğini açıkça ortaya koyduğuna, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin ve erteleme müessesesinin uygulanmamasının bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanık ile mağdurun kaymakamlıkça kendilerine tahsis edilen bir evin farklı odalarında kaldıkları, olay günü saat 21.00 – 22.00 sıralarında sanığın mağdurun yanına gelerek paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek 4 torba kömür istediği, mağdurun da bunu kabul ettiği, aynı gün gece saat 00.30 – 01.00 civarında gelip depoya baktığında, sanığın 4 torbadan fazla kömür aldığını farkettiği, mağdurun sanığa 4 torba kömür almasına izin vermiş olmasına rağmen sanığın mağdurun bilgi ve rızası dışında fazladan kömür torbalarını gece sayılan zaman dilimi içerisinde binanın deposundan almak sureti ile hırsızlık suçunu işlediği anlaşılmakla, her ne kadar sanık bu kömürlerin tamamını mağdurun rızası ile aldığını savunmuş ise de, beyanları arasındaki çelişki ve mağdurun samimi beyanları dikkate alındığında sanığın savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Dosya kapsamına göre sanığın, mağdurdan iade etmek üzere 4 torba kömür istediği, ancak mağdurun rızası dışında 30 torba civarında kömürü alıp sattığının anlaşılması karşısında, sanığın hırsızlık kastıyla hareket ettiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında ve hükmedilen sonuç ceza miktarı dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükmünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamış; 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafîînin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/211 Esas, 2016/727 Karar sayılı kararında sanık müdafîî tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.