Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/8175 E. 2023/824 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8175
KARAR NO : 2023/824
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2015 tarihli ve 2015/79 numaralı iddianamesiyle sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/85 Esas, 2016/438 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 163/3 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi, suça konu yeri kendisinin kullanmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.23.07.2014 tarihinde sanığın kullanmakta olduğu … Mahallesindeki tandır evinde … görevlilerince yapılan kontrolde sanığın şebekeden direkt enerji almak suretiyle sayaç kullanmaksızın elektrik kullandığının tespit edilmesi üzerine durumun tutanağa bağlandığı, sanığın aşamalarda alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği ancak, tutanak mümziilerince tutanağın doğrulandığı Mahkemece kabul edilmiştir.
2.Mahkemece keşif yapılmış, kurumun zararına ilişkin bilirkişi raporu alınmıştır.
3.Sanığın adli sicil kaydı ve nüfus kayıt örneği dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın suça konu tandır evinin kendisine ait olmadığı yönündeki temyiz sebebi ile ilgili olarak, Mahkemece yapılan kolluk araştırmasında, bahse konu yerin sanık tarafından kullanıldığının belirtildiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin sübuta erdiği ve hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun’un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen somut olayda; soruşturma aşamasında sanığa yukarıda anlatılan şekilde zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına dair bir bildirimde bulunmadığının, ilk derece mahkemesince kovuşturma aşamasında yapılan keşif neticesinde aldırılan dosyada mevcut 13.04.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre katılan kurumun vergiler hariç olarak hesaplanan zararının 100,95 TL olduğunun belirtildiğinin anlaşılması karşısında; bilirkişiden alınacak ek rapor ile katılan kurumun vergili ve cezasız zararı hesaplatılarak, sanığa bu hesaplanan miktardaki kurum zararını ödemesi durumunda hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verileceği ihtarında bulunulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/85 Esas, 2016/438 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2023 tarihinde karar verildi.