YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8268
KARAR NO : 2023/1190
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİAsliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2016 tarihli ve 2016/9 numaralı iddianamesiyle sanık hakkında şikâyetçinin evine temyiz dışı sanık … ile birlikte rızası dışında girdiğinden bahisle konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116/1, 119/1-c ve 53. maddelerinden cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2016/25 Esas, 2016/41 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 116/1, 119/1-c, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’nun 18.04.2016 tarihli temyiz dilekçesinde, kendisinin sanık ile aynı çatı altında oturduğunu, bu sebeple konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşmayacağını, hükmün bozulması gerektiğini talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihi olan 06.01.2016’da aynı müstakil evin alt ve üst kat dairelerinde oturan sanık ve şikâyetçiden eve bitişik olan ahırını temizleyen sanığın temizlik yaparken çıkan seslerden dolayı şikâyetçi ile aralarında tartışma çıktığı, sanığın beyanına göre önce kendisine şikâyetçinin küfür ettiği, bunun üzerine kendisinin karşılık verdiği ve annesi olan temyiz dışı sanık … ile birlikte şikâyetçinin evine çıktıklarını beyan etmesine karşın, şikâyetçinin beyanına göre ise sanığı gürültü yapması üzerine uyardığını, bunun üzerine sanığın kendisine küfrettiğini, kendisinin de sanığa küfrettiğini, daha sonra sanık ile annesi olan temyiz dışı sanık …’nin kendisinin evine rızası dışında gelip içeri girdiklerini beyan ettikleri, bu sebeplerle mahkemece sanığın konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Oluşa ve dosya kapsamına göre sanığın şikâyetçinin evine temyiz dışı sanık … ile birlikte rızası hilafına gittiği kendisinin beyanıyla da sabittir. Sanık her ne kadar şikâyetçi ile aynı çatı altında oturmakta olduğunu ve bu sebeple konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşmayacağını iddia etmiş ise de, sanık ve şikâyetçinin aynı müstakil evin ayrı katlarında bulunan dairelerde oturdukları ve sanığın temyiz dışı sanık … ile birlikte şikâyetçinin evine rızası hilafına gittiği, böylece atılı suçun sübut bulduğu anlaşılmıştır. Ancak somut olayda sanık kendisine şikâyetçi tarafından küfür edilmesi üzerine şikâyetçinin evine gittiğini savunurken, şikâyetçi ise önce kendisine sanığın küfür ettiğini ve daha sonra da evine geldiklerini beyan etmektedir. Şu halde sanığın şikâyetçinin konutuna temyiz dışı sanık … ile birlikte rızası hilafına gitmek suretiyle işlediği eylemin, hangi tarafın ilk haksız hareketiyle başladığının açıkça anlaşılamamış olması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde cezasından 5237 sayılı Kanun’un 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
2. 18.06.2014 tarihinde kabul edilip 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi gereğince “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” hükmü gözetilmeden, sanık hakkında adli para cezasını ödemediği takdirde ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği şeklinde hüküm kurulması sebebiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2016/25 Esas, 2016/41 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.