Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/8318 E. 2023/1375 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8318
KARAR NO : 2023/1375
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Konut dokunulmazlığını ihlâli
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.06.2013 tarihli ve 2013/1451 Esas, 2013/877 İddianame numaralı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116/1, 119/1-c. maddesi gereğince cezalandırılması ve 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Çerkezköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2016 tarihli ve 2014/185 Esas, 2016/293 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan, 5237 sayılı Kanun’nun 116/1, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.03.2021 tarihli ve 2016/215746 sayılı, sanık hakkında uzlaşma ve basit yargılama usulünün uygulanmasının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması sebebi düşüncesiyle bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; temyiz hakkını kullanmak istediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, katılanın olay günü saat 20.00 sıralarında evine geldiğinde evinde iki kişiyi gördüğünü, birinin camdan birinin kapıdan kaçtığını, kapıdan kaçanın mahalleden tanıdığı sanık … olduğu ifade ettiği, katılanı gören …’ın evden kaçtığı, katılanın evini kontrol ettiğinde kendisine ait şarj cihazı ile kendisine ait olmayan Nokia marka bir telefonun şarj edildiğini ve evinin penceresinin dibinde siyah renkli bir spor ayakkabının bulunduğunu gördüğü ve polisleri aradığı, daha sonra sanıkların katılanın evine telefonu almak için geri geldiklerinde katılanın telefonu kendilerine teslim etmediği belirtilerek her ne kadar sanık … üzerine atılı suçu kabul etmediğini beyan etmiş ise de; sanık …’ın kısmen kabulu dikkate alındığında sanığın savunmasının suçtan kurtulma amacı taşıdığı kanaatiyle savunmasına itibar edilmeyerek üzerine atılı suçu işlediği kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılanın olaydan hemen sonra kolluk tarafından alınan beyanında, evine geldiğinde evde birilerinin olduğunu, bir kişinin kapıdan bir kişinin camdan kaçtığınını ifade etmesiyle sanığın da mahkeme aşamasındaki savunmasında katılanın evine temyiz dışı sanık … ile beraber gittiğini ve içeri girdiğini ikrar etmesi karşısında konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen cezanın 5237 sayılı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, ayrıca aynı sebeple uzlaşmaya ve basit yargılama usûlüne de tabi olmadığı tespit edilmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2012 kesinleşme tarihli, 2012/28 Esas, 2012/221 karar sayılı ilâmında, sanık hakkında birden fazla suçtan verilmiş cezalar olduğu gözetilerek, bu cezalardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, ilâmın tamamının tekerrüre esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çerkezköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2016 tarihli ve 2014/185 Esas, 2016/293 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılmasına ve yerine ” Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/28 Esas, 2012/221 Karar sayılı ilâmındaki, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b. maddesi gereğince verilen 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasının tekerrüre esas alınarak sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesine” ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.