YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8368
KARAR NO : 2023/817
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2016 tarihli ve 2016/17529 numaralı iddianamesiyle sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143, 151/1, 53 ve 63. maddelerinden cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2016/381 Esas, 2016/341 Karar sayılı kararı ile sanığın mala zarar verme suçundan beraatine, hırsızlık suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143, 168/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, takdirî indirim sebepleri ve lehe hükümlerin gözetilmediğine, fazla cezaya hükmolduğuna, şikâyetçinin zararının karşılandığı halde bu hususun yeterince göz önünde bulundurulmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Suç tarihinde sanığın şikâyetçiye ait kalmakta olduğu apartmanın bahçesine park ettiği kapı ve pencereleri kapalı, kapalı kasa kamyonetin belirlenemeyen bir alet yardımı ile penceresini açarak içeriye girip her biri 3.800,00 TL değerindeki taş kesme makinelerini çaldığı, hakkında kamu davası açılmasından sonra suç konusu malzemelerin sanığın babası tarafından şikâyetçiye iade edildiği Mahkemece kabul edilmiştir.
2.Sanık savunmasında suçu işlediğini kabul etmiştir.
3. Görüntü izleme ve tespit tutanağından suçun 01.05.2016 günü saat 23.38 sıralarında işlendiği anlaşılmıştır.
4. Sanığın adli sicil kaydı ve nüfus kayıt örneği dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanık müdafiinin zararın giderilmesine yönelik temyiz sebebi yönünden, şikâyetçinin zararının sanığın babası tarafından kovuşturma aşamasında giderilmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168/2. maddesinin uygulandığı anlaşılmakla, Mahkemenin uygulamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 01.05.2016 yerine 30.04.2016 şeklinde yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.
3. Sanık müdafiinin takdirî indirim nedenleri ve lehe hükümlerin gözetilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden, 5237 sayılı Kanun’un 62/1. maddesi gereği mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde takdirî indirim uygulamama sebeplerine yer verildiği, hükmedilen hapis cezasının 2 yıldan fazla olması nedeniyle, aynı Kanun’un 51/1. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin, yine hükmedilen cezanın kısa süreli hapis cezası olmaması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesinin yasal olarak uygulanamayacağı anlaşıldığından, hükümde bu hususlara ilişkin hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin de reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2016/381 Esas, 2016/341 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz itirazının reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2023 tarihinde karar verildi.