YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8673
KARAR NO : 2023/745
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2015 tarihli, 2015/1174 soruşturma numaralı iddianamesiyle sanıklar hakkında katılanın arabasının bagajında bulunan 42.000,00 TL parayı diğer bir aletle kilit açmak suretiyle çalmaları nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d, 53. maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı,
2…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.05.2016 tarihli, 2016/566 soruşturma numaralı iddianamesiyle sanıklar hakkında katılana yönelik eylemlerinin gece vakti olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d, 143, 53. maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı,
3…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2016/204 Esas, 2016/364 Karar sayılı kararıyla hukukî ve fiili bağlantı nedeniyle … Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/386 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
4. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2016 tarihli ve 2015/386 Esas, 2016/525 Karar sayılı kararıyla sanık … hakkında hırsızlık suçundan TCK ‘nın 142/2-d, 143, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d, 143, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.03.2021 tarihli, kurulan mahkumiyet hükmünün katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden düzeltilerek onanmasına ilişikin görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’nun temyiz istemi kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olmasına ilişkin olduğu,
2. Sanık … müdafi Av. …’ün süre tutum dilekçesi sunmakla yetindiği, gerekçeli kararın tarafına usûlüne uygun şekilde tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunmadığı,
3. Sanık … müdafi Av. …’un süre tutum dilekçesi ve sonrasında sunduğu gerekçeli temyiz dilekçesindeki temyiz istemi; “… suça konu arabanın bagajının kilidi taklit anahtarla değil başka bir aracın anahtarı ile açılmasına karşın suçun nitelikli halinin uygulanması…”, hırsızlık sabıkası bulunmayan sanığın tüm zararı gidermesine rağmen hakkaniyete uygun olmayan hükmün kurulması,
4. Katılan … vekili Av. …’in süre tutum dilekçesi ve sonrasında sunduğu gerekçeli temyiz dilekçesindeki temyiz istemi; sanık …’ın asıl alacağı ödediği ancak feri alacakları ödememesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 168/2 maddesi uyarınca indirim yapılmaması gerektiğine ve katılan lehine vekâlet ücretinin takdir edilmemesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanıkların … mobilya isimli işyerinde işçi olarak çalıştıkları, katılanın aracının park halinde bulunduğu ve bagajında 42.000,00 TL olduğu, sanıkların olay günü geceden sayılması gereken bir saat olan 21.00 civarında taklit anahtarla aracın bagajını açtıkları ve bagajda bulunan parayı çaldıkları, sanıkların atılı suçu samimi olarak ikrar ettikleri, sanık …’nun soruşturma aşamasında sanık …’ın ise kovuşturma aşamasında üzerlerine düşen bölümü paylaşarak katılanın zararlarını giderdikleri yönünde tüm dosya kapsamından tam bir vicdani kanaate varılarak sanıkların sabit görülen eyleminden cezalandırılmalarına karar verildiği,
2. Kolluk görevlilerince 16.11.2015 tarihinde düzenlenen araştırma, yakalama ve üst arama tutanağı içeriğine göre hırsızlık eylemini gerçekleştiren şahıs veya şahısların tespiti için yapılan araştırmalarda şahsın işyerinde ve çevreden yapılan görüşmelerde olay günü katılanın aracının lastiğini değiştirirken yanına gelen … isimli şahsın maddi sıkıntıda olmasına rağmen 15.09.2015 tarihinde kendi üzerine araç satın aldığı, kendine yeni telefon aldığı ve aşırı şekilde para harcaması yapması üzerine …’nun olayla bağlantısı olduğu değerlendirilerek yapılan görüşmede hırsızlık eylemini kabul ederek … ile birlikte gerçekleştirdiğini beyan ettiğinin tespit edildiği,
3. Sanıkların 16.11.2015 tarihinden sonra alınan ifadelerinde üzerilerine atılı suçu kabul ettikleri,
4. Sanık … ve katılan arasında 12.12.2015 tarihinde düzenlenen belge içeriğinde sanığın katılana 21.000,00 TL ödeme yaptığının belirtildiği,
5. Katılan vekili tarafından 28.12.2016 tarihinde ibraz edilen belge içeriğinde sanık …’ın 3.500,00 TL ödeme yaptığının, katılan vekilinin 13.01.2016 tarihinde ibraz edilen belge içeriğinde sanık …’ın 4.000,00 TL ödeme yaptığının, PTT ödeme belgesi içeriğinde 13.01.2016 tarihinde katılanın banka hesabına sanık …’ın 3.000,00 TL ödeme yaptığının dosya içerisinde mevcut olduğu, 13.01.2016 tarihli oturumda sanık … müdafiinin duruşma tarihi itibarıyla sanık …’ın katılanın hesabına 13.500,00 TL ödeme yaptığını ve kalan 4.000,00 TL’yi elden ödemek istediklerini belirttiği, 22.04.2016 tarihli oturumda katılanın alınan beyanında sanık …’ın asıl alacağı ödediğini ancak feri alacakları ödemediğini, bu nedenle yapılan kısmi ödeme nedeniyle 5327 sayılı Kanun’un 168/1-2 maddesinin uygulanmasının sanık … yönünden muvafakatının olduğunu ancak sanık … yönünden muvafakatının olmadığını beyan ettiği,
6. Sanıklara ait nüfus kayıt örneği ve güncel adlî sicil kaydının dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1. Sanık … hakkında kurulan hükümde katılanın zararı kovuşturma aşamasında karşıladığının kabulü ile indirim oranının doğru uygulanmasına rağmen uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun’un 168/2. yerine aynı Kanun’un 168/1. maddesi olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiş, TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10.maddesi ile TCK’nın 53.maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında katılanın kilitli olan bagajını sanık …’nun aracına ait anahtarla açtıklarını beyan ettikleri nazara alındığında sanıkların eyleminin TCK’nın 142/2-d maddesinde düzenlenen taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu ve sanıklardan …’nun soruşturma evresinde doğan zararın yarısını ödediği, katılanın bu ödeme nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasına muvafakatinin olduğu, sanık …’ın ise kovuşturma evresinde kalan zararı ödediği, bu haliyle katılana ödenecek zararın bulunmadığı nazara alındığında sanık … yönünden TCK ‘nın 168/2 maddesinin uygulanmasına ilişkin mahkemenin kabul ve değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/1. maddesinde yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan Kurum lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2015 tarihli, 2015/1174 soruşturma numaralı iddianamesiyle 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d maddesi uyarınca kamu davası açıldığı, … Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2016 tarihli oturumunda sanığın müdafiisi huzurunda savunmasının alındığı, sanığın savunmasına dayanılarak eylemin suç tarihi itibariyle gece işlenmiş olması ihtimaline binaen iddianamede anlatım ve sevk maddesinin bulunmaması nedeniyle TCK’nın 143. maddesinin uygulanabilmesi bakımından yeniden iddianame düzenlenmesi hususunda karar verildiği, … Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.05.2016 tarihli, 2016/566 soruşturma numaralı iddianamesiyle sanık hakkında katılana yönelik eylemlerinin gece vakti olması nedeniyle TCK’nın 142/2-d,143 maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı, … Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2016/204 Esas, 2016/364 Karar sayılı kararıyla hukukî ve fiili bağlantı nedeniyle … Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/386 Esas sayılı dosyası ile davaların birleştirilmesine karar verildiği, 5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK’nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığın zorunlu müdafii huzurunda savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 143. maddesinin uygulanmasının talep edildiği iddianame gereğince sanığın müdafiisi bulunmaksızın savunmasının alınarak yargılamaya devam edilip 5271 sayılı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Gerekçe bölümünde (A) paragrafında açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2016 tarihli ve 2015/386 Esas, 2016/525 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca 1.800,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Başkaca yönleri incelenmeyen … Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2016 tarihli ve 2015/386 Esas, 2016/525 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve sanık müdafiinin temyiz istekleri, gerekçe bölümünün (B) paragrafında açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.