YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9545
KARAR NO : 2023/3893
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/727 E., 2016/522 K.
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
SUÇ TARİHLERİ : 25.02.2014, 18.03.2014, 13.08.2014
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2014 tarihli ve 2014/39947 Esas numaralı, 18.03.2014 tarihli ve 2014/41819 Esas numaralı, 13.08.2014 tarihli ve 2014/52069 Esas numaralı iddianameleri ile sanık hakkında boru bağlamak suretiyle sayaçtan geçirmeksizin kaçak su kullanması şeklindeki eylemleri nedeniyle karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davaları açılmıştır.
2.Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2016 tarihli ve 2014/727 Esas, 2016/522 Karar sayılı ilamıyla sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 163/3, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53. maddesi uyarınca hak yoksunlukları ve 58. maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, kararın bozulmasını talep ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın su faturasını ödemediğinden dolayı görevliler tarafından su sayacının söküldüğü, tutanak tarihlerinde yapılan kontrolde sökülen su sayacının yerine doğrudan boru takılarak sayaçtan geçirmeksizin su tüketimi yaptığının tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2.Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçu inkâr etmiştir. Kurum görevlilerince düzenlenen 25.02.2014, 18.03.2014 ve 13.08.2014 tarihli Kaçak Elektrik Tespit Tutanakları dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın, sökülen sayaç yerine boru takarak kaçak su kullanması suretiyle karşılıksız yararlanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, 6352 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun’un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun’un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği, ayrıca sanığın 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 6352 sayılı Kanun’un 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca adli sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekir. Somut olayda kovuşturma evresinde katılan kurum zararının ne kadar olduğunun hesaplanmadığı ve yukarıda belirtildiği üzere sanığa bildirimde bulunulmadığının anlaşılması karşısında; katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının bilirkişiye hesaplattırılıp, yukarıda izah edilen şekilde sanığa usulüne uygun bildirimde bulunulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2014/727 Esas, 2016/522 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.