YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9733
KARAR NO : 2023/3313
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/160 E., 2016/433 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret – Onama
A. Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2016/160 Esas, 2016/433 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Hırsızlık suçunun yanında mala zarar verme suçundan da mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.01.2014 tarihli ve 2013/2-686 Esas, 2014/19 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukukî yararın tek olması karşısında; ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı anlaşılmakla; mala zarar verme suçu yönünden kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği mümkün görülmüştür.
14.04.2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün temyizi mümkün olmadığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereğince, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,
B. Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2016 tarihli ve 2016/25 Esas numaralı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında, park halinde bulunan kamyoneti çalması şeklindeki eylemi nedeniyle hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 31/3. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2016/160 Esas, 2016/433 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 168/2, 62, 31/3, 51. maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafii dilekçesinde sadece hükmü temyiz ettiğini ifade etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şikâyetçi …’un, çalıştığı firmaya ait kamyoneti 05.01.2016 günü saat 18:00 civarında oturduğu evin önüne kapılarını kilitleyerek park ettiği, ertesi gün sabah saatlerinde aracı park ettiği yerde bulamayınca polise ihbarda bulunduğu, kolluk tarafından yapılan çalışma neticesinde 10.01.2016 günü aracın kazalı bir şekilde cadde üzerinde terk vaziyette bulunduğu, dosyada yer alan 14.01.2016 tarihli uzmanlık raporuna göre, sol kapı camının iç kısmından alınan izin, suça sürüklenen çocuğun sol yüzük parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiği, suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki beyanlarında olayı gerçekleştirip gerçekleştirmediğini hatırlamadığını ifade ettiği, suça konu araçta kaza nedeniyle meydana gelen zararın kovuşturma aşamasında suça sürüklenen çocuk tarafından giderildiği anlaşılmış, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Dosya içeriğine göre, kazalı bir şekilde terk halde bulunan ve şikâyetçiye iade edilen kamyonette meydana gelen zararların kovuşturma aşamasında giderildiği, ancak kovuşturma aşamasında gerçekleşen kısmi iade nedeniyle şikâyetçiye kısmi iadeye muvafakatının olup olmadığı sorulmaksızın suça sürüklenen çocuk hakkında koşulları bulunmayan 5237 sayılı Kanun’un 168/2. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2016/160 Esas, 2016/433 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.