YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10942
KARAR NO : 2023/4580
KARAR TARİHİ : 19.09.2023
…
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/579 E., 2021/309 K.
SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkûmiyet
…
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.01.2012 tarihli ve 2012/207 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında; …’a ait aynı bölgede bulunan 3 ayrı kabloyu geceleyin keserek çalması şeklindeki eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-a, 143, 53/1. maddeleri gereğince hırsızlık suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.11.2012 tarihli ve 2012/25 Esas, 2012/840 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan,
5237 sayılı Kanun’un 165, 62/1. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis ve aynı Kanun’un 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 07.01.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2016 tarihli ve 2015/989 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 165, 62/1. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 TL adlî para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.
4. Yukarıda anılan kararın sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/17824 Esas, 2020/10468 Karar sayılı kararı ile ‘suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle beraat kararının verilemeyeceği gözetilmeden; sanık hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı halde, yargılama sonucunda suç vasfının değiştiği belirtilerek, 5237 sayılı Kanun’un 165. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan sanığın mahkûmiyetine, hırsızlık suçundan beraatine karar verilip, aynı fiile ilişkin olarak sanık hakkında iki kez hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesine aykırı davranılması ve sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 165/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,’ gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2021 tarihli ve 2020/579 Esas, 2021/309 Karar sayılı kararı ile suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 165, 62/1. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52/2. maddeleri uyarınca 1000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, verilen ceza tamamen eksik inceleme ve delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu verildiği, hukuka aykırı olduğu, çöplük alanında bulunan kabloların çalıntı olduğunu sanığın biliyor olmasını düşünmek ve bunun sonucunda cezalandırmak hukuk mantığına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğuna ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz istemi, katılan vekili olarak lehimize vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Kepez Jandarma görevlilerine gelen ihbar üzerine … mevkiinde sanık ve dava dışı sanıkların yakalandığı ve araçlarının bagajında …’a ait yaklaşık 400 metre 50 kg civarında kablonun yakılmış vaziyette ele geçirildiği, ayrıca araçta 1 adet pense, 1 adet halat ve 1 adet projektörün de ele geçirildiği, sanık ile daha önce haklarında karar verilen dava dışı sanıkların alınan beyanlarında avlanmaya gittiklerini ve yolda gördükleri yanmış kabloları jandarmaya teslim etmek amacıyla aldıklarını savunmaları, sanık …’ın kullandığı telefonların kabloların çalındığı köylerdeki baz istasyonlarından hizmet almadıklarının tespit edildiği, bu itibarla sanığın söz konusu kabloları kesip çaldığı hususunda şüpheden uzak deliller bulunmadığı, ancak sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 165. maddesindeki suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturduğu tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2.Sanık savunmaları, müşteki ve tanık beyanları, bilirkişi raporu, olay yeri fotoğrafları, olay tutanakları, HTS raporları dosya içeriğinde mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1.Sanık alınan savunmalarında, temyiz dışı sanık …,… mevkiinde 01.01.2012 günü saat 21.30’da …’a ait kabloları yakan 2 kişiyi gördüklerini, bağırınca şahısların kaçtığını, jandarmaya teslim etmek üzere yanan kabloları araca aldıklarını beyan etmiş ise de; …’a ait kablolarla ilgili kaçan 2 kişiyi görmelerinin akabinde bu konuyla ilgili olarak jandarmaya bilgi vermeleri veya olay günü bu kabloların bulunduğu yere giderek bu kabloları almamaları gerektiği halde jandarmaya haber vermeksizin suç ürünü olduğunu bilebilecek durumda buldukları yanmış haldeki kablolar ile seyir halindeyken Kepez Jandarma görevlilerine gelen ihbar üzerine … mevkiinde sanıkların yakalanması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 165. maddesinin uygulanmasında bir hukuka aykırılık bulunmamış, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmemiş ise de; aynı Kanun’un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunlukları uygulanmasının 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş olması karşısında, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca, maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (3) nolu paragrafında açıklanan nedenle Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2021 tarihli ve 2020/579 Esas, 2021/309 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği “hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine” karar verilmek suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.