Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2022/14048 E. 2023/344 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14048
KARAR NO : 2023/344
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık

… Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2012 tarihli ve 2012/23815 Esas, 2012/11323 Soruşturma, 2012/8275 İddianame numaralı iddianamesiyle sanıklar hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılmalarına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
… Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2013 tarihli ve 2012/1261 Esas, 2013/153 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 inci maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık … için verilen bu kararın itiraz edilmeden usule uygun şekilde 28.03.2013’te kesinleştiği, sanık … için verilen kararın ise itiraz edilmeksizin 28.03.2013 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Sanık …’ın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle yapılan yargılama sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2016/59 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına ve verilen bu cezanın 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, verilen bu kararın temyiz edilmeden 31.03.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Sanık …’ın da denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle yapılan yargılama sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.10.2017 tarihli ve 2017/495 Esas, 2017/717 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verildiği, verilen bu kararın temyiz edilmeden 13.12.2017 tarihinde kesinleştiğine kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.08.2022 tarihli ve 2021/21339 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113558 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113558 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1-… Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli ve 2016/59 esas, 2016/144 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanık hakkında kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası olarak belirlenen temel cezadan aynı Kanun’un 35/2. maddesi uyarınca 3/4 oranında indirim yapılması sonucunda 6 ay hapis cezası yerine, hesap hatası yapılarak 1 yıl 6 ay hapis cezası belirlenmesinde ve devamında 5237 sayılı Kanun’un 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmak suretiyle 5 ay hapis cezası yerine, 1 yıl 3 ay hapis cezasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde,
2-… Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2017 tarihli ve 2017/495 esas, 2017/717 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun’un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, bu hususa riayet edilmeyerek … Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2013 tarihli ve 2012/1261 esas, 2013/153 sayılı kararında sanık hakkında atılı suçtan 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesi uyarınca belirlenen 2 yıl hapis cezasından aynı Kanun’un 35/2. maddesi uyarınca 3/4 oranında indirim yapılmasına karar verildiği halde, hükmün açıklanmasına ilişkin verilen … Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2017 tarihli kararında 2 yıl olarak belirlenen temel cezadan 5237 sayılı Kanun’un 35/2. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim uygulanmak suretiyle 6 ay hapis cezası yerine, 1 yıl 6 ay hapis cezası belirlenmesinde ve devamında aynı Kanun’un 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 5 ay hapis cezası yerine, 1 yıl 3 ay hapis cezasına karar verilerek fazla ceza tayin edilmesinde,
İsabet görülmemiştir. ”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık … yönünden
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanunu’n 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, 7201 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin bir ve sekizinci fıkraları ile 7201 sayılı Kanun’un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen hükmün sanığın MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan tebligatın usûlsüz olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
3. Henüz kesinleşmediği belirlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle denetim süresinin başlamadığı, denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle inceleme konusu karar verilmiş ise de; bu kararın da yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozmaya konu yapılamayacak olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanık … yönünden
1. Sanığın şikayetçinin evine suç tarihinde saat 15:45 sıralarında girip, suça konu eşyaları aldığı, tanığın olayı görüp, polise haber verilmesi neticesinde kolluğun eşgal ve istikamet bilgileri doğrultusunda saat 16:20 sıralarında suça konu eşyalarla sanığı yakaladığı somut olayda sanığın kesintili takip sonucu yakalanması nedeniyle eylemin tamamlandığı gözetilmeden yazılı şekilde teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği,
2. Kasıtlı suçtan uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasının gerektiği,
3. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 inci maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin uygulanması suretiyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
4. İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen hususlar yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1.Sanık … yönünden
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2.Sanık … yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde tespit edilen hususlar yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle 08.02.2023 tarihinde karar verildi.