YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14093
KARAR NO : 2023/177
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : Beraat
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2021 tarihli ve 2018/734 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararı ile sanıklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142 inci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, sanık …’a hasreten 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun’un 116 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, sanık …’a hasreten 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142 inci maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun’un 116 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 03.11.2021 tarihli ve 2021/2037 Esas, 2021/2494 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve sanıklar ile suça sürüklenen çocuğun konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine, hırsızlık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi sanıkların hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyetinin gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılanın kendisine anneannesinden kalan ikamete 04.04.2018 tarihinde kontrol amaçlı gittiğinde evin mutfak camının kırılmış, eşyaların dağıtılmış olduğunu, evin içerisinde enjektörler, çay kaşıkları mumlar, sigara izmaritleri, kullanılmış peçeteler ve iç çamaşırları bulunduğunu ve yatak ve yorganların etrafa dağıtılmış olduğunu, evin içerisindeki tüplü ocak, elektrik süpürgesi ve kazanların çalınmış olduğunu gördüğü, evde bulunan sigara izmaritleri ve peçeteler üzerinden ele geçen DNA örneklerinin sanıklar ve suça sürüklenen çocuğa ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmış, ilk derece mahkemesince suçların sanıklar ve suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiği kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1.Konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden; müştekinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde suçun işlendiği iddia edilen evin kendisine ait olup bu evi kullanmadığını ve en son sekiz ay kadar önce kontrol ettiğini beyan etmiş olması karşısında sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun kullanılmayan eve girmek şeklinde işledikleri iddia edilen olayda kişi hürriyetine karşı işlenen suçlardan olan konut dokunulmazlığının ihlali suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilerek bu suçtan beraatlerine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetlerine karar verilmiş olması hukuka aykırı görülerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, olayın daha ziyade aydınlanmasının gerekmediği değerlendirildiğinden, sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun konut dokunulmazlığının ihlali suçundan mahkumiyetlerine ilişkin olarak verilmiş olan Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2021 tarih ve 2018/734 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işledikleri iddiası ile kamu davası açılmış ise de; atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine,
2. Hırsızlık suçu yönünden; sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun suçun işlendiği iddia edilen eve uyuşturucu madde kullanmak amacıyla zaman zaman girdikleri ancak hırsızlık yapmadıkları, bu evin kendileri gibi uyuşturucu madde kullanan birçok kişi tarafından da aynı amaçla kullanıldığı yönündeki savunmalarının dosya kapsamında bulunan 04/04/2018 tarihli olay yeri inceleme raporunda evin içinde uyuşturucu madde kullanımında kullanılan islenmiş metal kaşıklar, enjektörler ve mum kalıntılarının olduğu yönündeki bulgularla da örtüştüğü, müştekinin işlendiğini iddia ettiği hırsızlık suçunun hangi tarihte işlendiği belli olmadığı gibi müştekinin sekiz aylık bir süreden bahsettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde atılı hırsızlık suçunun başka şahıslar tarafından da işlenmiş olması ihtimalinin bulunduğu suçun sanıklar tarafından işlendiğinin kesin olarak ispatlanamadığı göz önünde bulundurularak atılı hırsızlık suçunu işledikleri sabit olmadığından beraatlerine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetlerine karar verilmiş olması hukuka aykırı görüldüğünden; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, olayın daha ziyade aydınlanmasının gerekmediği değerlendirildiğinden, sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyetlerine ilişkin olarak verilmiş olan Çivril Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15/04/2021 tarih ve 2018/734 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunu işledikleri iddiası ile kamu davası açılmış ise de; sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işledikleri sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2-2021/161787 Sayılı ve 14.11.2022 Tarihli Tebliğnamesindeki Bozma Görüşü Yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 Karar sayılı kararında “Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun’un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen sanık ve suça sürüklenen çocukların eylemlerinin cinsel istismarla sınırlı süre içinde gerçekleşmesi nedeniyle unsurları itibarıyla oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.” şeklinde belirtildiği üzere … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince oluş değiştirilmeden, dosyadaki mevcut deliller değerlendirilerek ve yeni bir araştırmaya girilmeksizin beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
B. Sanıklar … ve … Hakkında Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Yönünden;
Sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden İlk Derece Mahkemesince mahkumiyet hükmü kurulduktan sonra yapılan istinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından beraat kararı verilmesi üzerine katılan vekilince yapılan temyiz başvurusu sonucunda Yargıtayca çözülmesi gereken uyuşmazlık, katılana anneannesinin ölümü üzerine intikal eden evin, konut sayılıp sayılmayacağına ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Katılanın ikameti 8 ay önce kontrol ederek kilitleyip ayrıldığı, 04.04.2018 tarihinde yine kontrol amaçlı olarak gelip anahtar ile kapıyı açtıktan sonra içeri girdiğinde özetle çamaşır makinesi ve buzdolabının hol kısmına çıkarılmış, mutfak camının kırılmış, evin içerisinin dağıtılmış ve evde uyuşturucu kullanımına ilişkin materyaller vesairenin bırakılmış olduğunu; ilk incelemede mutfaktaki tüplü ocağın, sonradan yaptığı incelemelerde ise elektrikli süpürge ve kazanların çalındığını gördüğü,
04.04.2018 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporu içeriğine göre evin bahçe kapısının kilit ve zincirle kilitli olduğu, kapının sağlam ve kilitli, ön pencerelerin sağlam ve önünde korkuluk olduğu vaziyette bulunduğu ve bir olumsuzluk görülmediği, anahtarla evin içerisine girildiğinde evin arka kısmında bulunan misafir odasının camının kırılmış olduğu, muhtelif yatak, yorgan ve ev eşyalarının dağıtılmış olduğu, evin içerisinde uyuşturucu kullanıldığına dair çay kaşığı, mum, kan lekeleri kullanılmış peçeteler ve çok sayıda sigara izmaritlerinin bulunduğu,
… Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce hazırlanan 03.05.2018 tarihli uzmanlık raporunda evde bulunan sigara izmariti ve peçeteler üzerinden elde edilen biyolojik örneklerin sanıklar …, … ve suça sürüklenen çocuk …’a ait olduğunun tespit edildiği, bunlardan başkasına ait olan ya da kimliği tespit edilemeyen herhangi bir biyolojik bulguya rastlanmadığı,
Sanıkların aşamalarda alınan ifade ve savunmalarından, evde gece vaktini de kapsayacak şekilde kaldıkları,
Anlaşılmaktadır.
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu 5237 sayılı TCK’nun “Kişilere Karşı Suçlar” kısmının “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümündeki 116. maddesinde;
“1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya … ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
3) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için … açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.
4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiş,
Madde gerekçesinde; “Madde, Anayasanın 21 inci maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığını ihlâl fiillerini suç olarak tanımlamaktadır. Konut dokunulmazlığının ihlâli, kişinin kendisine özgü barış ve sükûnunu ve yuvasındaki yaşamının sulh ve selametle cereyanı için var olması gerekli güvenlik duygusunun sarsılmasını ifade etmektedir.
Bireylere karşı işlenen ve aynı zamanda onların muhtaç oldukları güvenlik ve sükûnu ihlâl eyleyen bu fiillerin, hürriyete karşı işlenen suçlar arasında bir suç olarak tanımlanması uygun görülmüştür” biçiminde açıklamalara yer verilmiştir.
Ceza Genel Kurulu’nun 11.03.1993 gün ve 25-67, 21.06.1993 gün ve 155-184 ile 27.12.1993 gün ve 169-354 sayılı kararlarında da konut; “Kişilerin, devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerlerdir” şeklinde tanımlanmıştır.
Ceza Genel Kurulu’nun 20.05.2014 gün ve 2014/6-21 Esas 2014/272 Karar sayılı kararında da; “Gerek kanunda gerekse gerekçesinde suçun maddi konusunu oluşturan “Konut”, “Eklenti” ve “İşyeri” kavramlarının bir tanımı yapılmamış, bu kavramlardan ne anlaşılması gerektiği öğreti ve uygulamaya bırakılmıştır.
Öğretide uyuşmazlık konusu olan “Konut” kavramı ile ilgili olarak; “Bir yerin geçici de olsa oturmak amacıyla kullanıldığı her yer konuttur. Her ikametgah ceza kanununun belirlediği anlamda bir konuttur. Ancak her konut Medeni Kanun anlamında ikametgah değildir. Diğer bir deyişle oturulan her yer yani her konut ikametgah sayılmamaktadır. Kişisel hürriyet ve ferdin sükun ve huzurunu korumayı amaçlayan ceza kanunu, sadece ikametgaha değil, ondan daha geniş bir kavram olan konuta yapılan saldırıları da cezalandırmak zorundadır. Gece istirahatına tahsis edilmese dahi, kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği, yani kişilerin yaşamsal faaliyetlerini geçirdikleri yer de (Yemek yediği, misafirlerini ağırladığı yer) konut sayılır” (M.Emin Artuk, Ahmet Gökcen, A…. Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 12. bası, …, Ekim 2012, s.323 vd); “Ceza hukukunda konut ile özel hukukta konut aynı anlama gelmezler. Ceza hukukunda konut kavramı daha geniştir. Ceza Hukukunda konut devamlı veya geçici olarak kalınan yerdir. Konutun yapısı, karakteri, şekli, genişliği önemli değildir. Önemli olan o yerin oturmaya veya aileye tahsis edilmesidir” (Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Yetkin Yayınevi, 9 bası, …, 2012 s. 281 vd); “Kanunun ev ya da ikametgah terimlerini kullanmamış olması bir tesadüf değildir. Ev terimi günlük dilde, etrafı çevrili ve üstü örtülü yerleri ifade eder. Bu anlamı ile kullanıldığında maddenin uygulama alanının daralacağı şüphesizdir. Yasa koyucu burada bilinçli olarak ikametgah terimini de kullanmış değildir. Zira ikametgah bir kişinin sürekli olarak yerleşmek niyetiyle ve fiilen bulunduğu yerdir. Böyle bir kabul de yine maddenin uygulama alanını daraltır. Buna karşılık konut terimi ise kişinin fiilen oturduğu yeri ifade eder. O halde konut teriminin kabulü dokunulmazlığının etki alanını mümkün olduğunca genişletmektedir. Biz de konut kavramının en geniş anlamı ile kabul ediyoruz. Çünkü burada amaç özel hayatın geçtiği ve bu özelliği nedeniyle izin istenmeksizin ya da zorla ihlal edilmenin önlenmesi için her mekanı güvence altına almaktır” (Veli Özer Özbek, … Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, …, Ekim 2012, s.399); “Konut kişinin özelidir, kendisini güvende hissettiği yerdir” (Zeki Hafızoğulları, Muharrem Özen, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler Kişilere Karşı Suçlar, US-A Yayıncılık, 3. Bası, …, Şubat 2013, s. 205); “Konut, kişilerin faaliyetlerine tahsis ettikleri ve insan kişiliğinin gerçekleşip geliştiği yerdir. Kanun koyucunun konutu korumasının amacı da insan kişiliğinin serbestçe gerçekleşip geliştirilmesini sağlamaktır. Ceza hukuku anlamında konut, kişi özgürlüğünün gerçekleşmesi için bir mekan şartından başka bir şey değildir ve kanun bu mekanı değil, bu mekanda gerçekleşen özgürlüğü korumaktadır” (Güneş Okuyucu Ergün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Konut Dokunulmazlığını İhlali Suçu, Çakmak Yayınları 1. Bası, …, Şubat 2010, s.42) şeklinde görüşler dile getirilmiştir.” denilerek hangi mekanların konut dokunulmazlığının ihlali suçunun konusunu oluşturacağına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyadaki uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; katılanın dosya kapsamındaki beyanlarından anlaşıldığı üzere suç konusu ev katılana anneannesinin ölümü ile intikal etmiş, katılan tarafından hazırlık aşamasında alınan beyanında her ne kadar evi kullanmadığı belirtilmiş ise de “İkinci ikametim” denilerek ifade edilen suç konusu ev; içerisinde yaşam idame ettirmeye elverişli şekilde eşyaları ile muhafaza edilerek kilit altına alınmış, ve zaman zaman gelinip kontrol edilerek terk iradesi bulunmadığı açıkça gösterilmiştir. Nitekim katılan vekili temyiz dilekçesinde katılanın geçici olarak tatillerde burada kaldığını da açıkça belirtmiştir. Hal böyle iken sanıkların gece vakti birden fazla kişiyle konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işledikleri sabit olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun’un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken haklarında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmüştür.
C. Sanıklar … ve … Hakkında Hırsızlık Suçu Yönünden;
Sanıkların katılana ait konuta girdiklerinin sabit olduğu, her ne kadar katılanın konutta bulunmadığı 8 aylık bir süre söz konusu ise de 04.04.2018 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporunda evin yalnızca arka odasındaki bir açılır pencerenin kırılmış olduğu, evin bahçe kapı kilidinin, konut kapısının ve ön pencere ve korkuluklarının sağlam bulunduğu, dolayısıyla bölgede uyuşturucu kullanan herkes tarafından girilip çıkılan harabe bir ev konumunda bulunmadığı, 03.05.2018 tarihli Uzmanlık Raporu’nda sanıklar ve suça sürüklenen çocuk dışında herhangi bir kişiye ait bir biyolojik bulguya rastlanmamış olduğu, sanıkların evde uyuşturucu kullandıklarına ilişkin ikrarları ile birlikte 04.04.2018 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporunda da evin içerisinde iki adet metal kaşık ve iki adet enjektör bulunduğu hususlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda eve başkalarının da girdiğine dair bir bulgunun mevcut olmadığı, dolayısıyla sanıkların hırsızlık suçundan mahkumiyetleri gerekirken sanık …’ın evin kapılarının açık olduğuna ve uyuşturucu kullanan herkesin girip çıktığına ilişkin soyut savunmasına itibar edilerek beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmüştür.
D. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçları Yönünden
5271 sayılı CMK’nun 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, suça sürüklenen çocuk …’ın ilk derece mahkemesince verilen yakalama kararı üzerine başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla, mahkumiyetine karar verilmesi 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde B, C ve D paragraflarında açıklanan nedenlerle katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden suça sürüklenen çocuk … yönünden başkaca yönleri incelenmeyen … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 03.11.2021 tarihli ve 2021/2037 Esas, 2021/2494 Karar sayılı kararının; katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, farklı gerekçe ile Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.