Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2022/14161 E. 2023/368 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14161
KARAR NO : 2023/368
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 31.07.2006 tarihli ve Esas No:2006/3958, İddianame No: 2006/2151 sayılı iddianamesi ile, Mahkemenin kabulünde yer aldığı şekildeki anlatımla, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 142/2-b, 143, 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.10.2007 tarihli ve 2007/787 Esas, 2007/400 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-b, 143/1, 53/1. maddeleri gereğince 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Sanık hakkındaki mahkumiyet kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23.03.2022 tarihli ve 2021/20499 Esas, 2022/5421 Karar sayılı kararı ile, “Sanığın hüküm tarihinde … (Kapatılan) Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğunun dosya içeriğinden ve UYAP kayıtlarından anlaşılması karşısında; sanığa duruşmadan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 18/10/2007 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması” nedeniyle bozulmasına, karar verilmiştir.
4. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/321 Esas, 2022/399 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-b, 143/1, 53/1. maddeleri gereğince 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık bulunduğu cezaevinden süresi içerisinde verdiği 06.07.2022 havale tarihli temyiz dilekçesinde özetle, “Suçu işlemediğini, avukatının son duruşmada çalının telefona ait kayıtlardan olay sonrası kimin kullandığını aydınlatacak kayıtların istenmesini talep etmesine rağmen bu talebin sebepsiz olarak reddedildiğini”, sanık müdafii süresi içerisinde verdiği 28.06.2022 tarihli temyiz dilekçesinde özetle “Sanığın telefonu çaldığına dair kimsenin görgüsüne dair bir beyanı olmadığı gibi Mahkemenin maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için kovuşturma aşamasındaki talepleri sebepsiz yere reddettiğini, telefon kullanıcısı çağrılarak nasıl temin ettiğinin sorulması gerektiğini, sanığın lehine hükümlerin uygulanmadığını, sanığın duruşmadaki olumlu tutumunun lehine değerlendirilmediğini” ileri sürmüştür.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece, katılanın olay tarihinde gece saat 22.00 sıralarında, yanında arkadaşı olan tanık … ile birlikte … Caddesi civarında kaldırımda oturduğu, bu sırada sanığın yanlarına geldiği, müşteki ve tanıkla bir süre sohbet ettiği, yoldan geçen kişilerden para istediği, daha sonra pantolonundan tutup silkelediği, o sırada el çabukluğu ile katılanın üzerinde bulunan telefonunu çaldığı, daha sonra bir bahane ile yanlarından ayrıldığı, böylece üzerine atılı bulunan hırsızlık suçunu işlediği, her ne kadar sanık savunmasında atılı suçu kabul etmemiş ise de katılan ve tanığın olayın hemen akabinde sanığı sabıkalılar albümünde bulunan fotoğraflarından teşhis ettikleri, tanık …’un duruşma sırasında da bu teşhisini doğruladığı, daha sonra sanığın katılana şahsen de gösterildiği ve çok sayıda kişi arasından katılanın sanığı tanıyarak yine aynı şekilde teşhis ettiği, sanığın da savunmasında olay günü müşteki ve tanık ile birlikte oturduklarını bildirdiği nazara alınarak sanığın savunmasına itibar edilmeyerek mahkumiyet hükmü kurulduğu tespit edilmiştir.
2. Sanık 17.10.2006 tarihli savunmasında “İsnat edilen suçu kabul etmediğini, böyle bir olayı hiç hatırlamadığını, daha doğrusu olay günü … Lisesinin civarındaki banklarda iki kişinin oturduğunu, kendisinin de yanlarına oturduğunu, onların kendi aralarında konuştuklarını, daha sonra yanlarından ayrıldığını” söylemiştir.
3. Katılan beyanında; “…’de olduğu halde … Lisesinin önünde bir bankta oturuyorduk. Bu sırada sanık gelerek yanımıza oturdu. Kendisi alkollüydü bu nedenle pek muhatap olmak istemedim, yanımda bulunan arkadaşım … cep telefonu ile konuşuyordu. Benim yanıma oturan sanık biraz konuştuktan sonra benim pantolonumun kemerinden tutarak yukarıya doğru çekiştirdi. Ben ne yapıyorsun derken bıraktı. Ve ben gidip biraz etraftan para isteyeyim diyerek yanımdan ayrıldı o ayrıldıktan sonra arkadaşım …’un uyarması üzerine pantolonumun cebini kontrol ettiğimde telefonumun çalındığını anladım. Orada otururken telefonum cebimdeydi. Sanığın çaldığından eminim arasından kalkıp etrafa doğru baktık ama sanığı bulamadık, bir süre sonra karakola müracaat ettim sanığın eşkalını bildirdim. Ve albümden fotoğraflarından da kendisini teşhis ettim. Yaptığım teşhis ile ilgili hiçbir tereddütüm yoktur. Sanığın duruş şekli hafif yamuk bir şekilde değişik bir duruşu vardı. Ben albümden görür görmez kendisini hemen teşhis ettim. Daha sonra sanık yakalanmış. Ve beni karakola çağırdılar karakola gittiğimde de karakolda bana teşhis yaptırıldı. Bu sırada da sanığı görünce yine hemen tanıdım. Teşhis aynalı odada yaptırıldı. Ben yaptığım teşhis konusunda yüzde yüz eminim. Hiçbir tereddütüm yoktur. Sanığı albümden ve daha sonra teşhis sırasında görünce hemen tanıdım. Zaten bir süre bizimle konuşmaya çalıştı kendisini açık bir şekilde görmüştüm” demiştir.
4. Tanık … beyanında; “Olay günü akşam saat 22-23 civarında arkadaşım olan müşteki ile … Caddesinde bir bankta otururken daha önceden hiç tanımadığımız bir şahıs gelip yanımıza oturdu. Bu sırada ben telefonla konuşuyordum. Şahıs sarhoştu veya sarhoş taklidi yapıyordu arkadaşımla konuşmaya çalışıyordu. Bir ara ben ikisini ayakta gördüm. Arkadaşımın pantolonundan tutmuş silkeliyordu. Daha sonra sanık ayrıldı. Ben onun hareketlerinden şüphelendiğim için arkadaşıma üzerini kontrol etmesini söylediğimde telefonunun olmadığı söyledi. Etrafa bakındık ancak sanığı bulamadık daha sonra karakola gittiğimizde albümden sanığı teşhis ettim. Yaptığım teşhis konusunda eminim. Herhangi bir tereddütüm yoktur. Albümden görür görmez sanığı tanıdım”demiştir
5. Mahkemece, hukuki süreç başlığı altında 3. maddede bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ve bozma ilamının gereğinin yapıldığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Dosya içeriği, katılan ve tanığın beyanları, 26.01.2006 tarihli teşhis tutanağı ve sanığın suç tarih ve saatinde katılanın ve tanığın yanında bulunduğunu kabul ettiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamış; soruşturma ve kovuşturma aşamasında GSM operatörlerine talimat yazılarak suç tarihinden sonrasında suça konu cep telefonunun kimler tarafından kullanıldığının araştırıldığı, … tarafından ilk kez 01.11.2005 tarihinde telefonu kullandığı bildirilen … adlı şahsın Mahkemece araştırıldığı, ancak açık kimlik bilgi ve adresine ulaşılamaması nedeniyle dinlenilmesinden vazgeçildiği, … tarafından ismi bildirilen … adlı şahsın soruşturma aşamasında beyanının alındığı, bu şahsın ise operatör tarafından bildirimi yapılan tarihten itibaren geriye yönelik olarak ancak 90 günlük süredeki kullanımın tespit edilmesi nedeniyle suç tarihinden çok sonraya ilişkin kullanımının tespit edilebildiği, adı geçen şahıslar hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 31.07.2006 tarihli, 2006/711 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu araştırmalara istinaden sanık müdafiinin cep telefonunun olaydan sonra kimler tarafından kullanıldığının tespitine ilişkin talebinin Mahkemenin 28.06.2022 tarihli oturumunda gerekçe gösterilerek reddedildiğinin anlaşılması karşısında sanık müdafiinin eksik kovuşturma yapıldığına dair talebi yerinde görülmemiş, Mahkemece gerekçesi gösterilmek suretiyle TCK’nın 62. maddesinin uygulanmadığı, hırsızlık suçundan hükmolunan hapis cezasının 3 yıl 6 ay hapis cezası olması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevirme, aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca erteleme, 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmamasında, sonuç ceza miktarı itibarıyla kanunî engel bulunması nedeniyle, hükümde bu yönlerden de hukuka aykırılık görülmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/321 Esas, 2022/399 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.