YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14168
KARAR NO : 2022/21689
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; sanığın yokluğunda verilen 14/03/2016 tarihli hükmün açıklanmasına dair kararın belirtilen usule aykırı şekilde sanığın savunması sırasında bildirdiği ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine doğrudan MERNİS şerhli olarak çıkarılan 29/04/2016 tarihli tebliğin usulüne uygun olmaması nedeni ile sanığın öğrenme üzerine 03/08/2022 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında verilen 13/10/2010 tarihli ve 2008/864 E., 2010/1237 K. sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, tebligat tarihinde Silivri 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle cezaevi idaresi tarafından tebliğ edilirken, karar içeriğinin okunup, anlatılmak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunması karşısında; cezaevi idaresince sanık hakkında düzenlenen 04/06/2012 tarihli tebligat belgesi içeriğine göre gerekçeli kararın sanığa tebliğinin “Gerekçeli karar yazılarını okumak/almak suretiyle tebellüğ ettim” şeklinde yapıldığı ve bu tebliğ işleminin, CMK’nın 35/3. maddesinde öngörülen usule uygun olmayıp geçersiz olduğu anlaşıldığından ve bu kesinleşme usulüne göre yapılsaydı dahi ihbara konu suçun, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşme tarihinden itibaren 3 yıllık denetim süresi içerisinde işlenmesi gerekirken, sanık hakkında ihbarda bulunulan Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/279 E., 2013/68 K. sayılı kararındaki suç tarihinin 12/05/2012 tarihi olduğu nazara alındığında, denetim süresinin başlama tarihinden önce işlenen suç nedeniyle hükmün açıklanamayacağı, izah edilen nedenlerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de işlemeye başlamadığı gözetilmeden, hukuken geçerliliği bulunmayan 14/03/2016 tarihli karar ile açıklanması koşulları oluşmayan 13/10/2010 tarihli hükmün açıklanmasına dair yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 28/12/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.