YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14450
KARAR NO : 2023/1316
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2008 tarihli ve 2008/3451 numaralı iddianamesiyle sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143/1, 53/1, 54, 63/1. maddelerinden cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2010 tarihli ve 2008/412 Esas, 2010/279 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 06.07.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3.Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2016 tarihli ve 2016/119 Esas, 2016/490 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/1-e, 143, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4.Anılan kararın sanık müdafi ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23.06.2021 tarihli ve 2021/5034 Esas, 2021/12984 Karar sayılı kararı ile;
“1- Suça karışan … plakalı aracın… adına kayıtlı olduğu ancak dosya arasında bulunan harici satış sözleşmesinde, … tarafından …’a satışının yapıldığı, olay tutanağına göre, şoför mahallinde bulunan ve sanık …’ın … olduğunu ifade ettiği şahsın kaçtığı, sanığın beyanında, aracın ve içinde bulunan malzemelerin sanığa ait olduğunu beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın savunmasında belirttiği durumlara ilişkin …’ın tanık sıfatıyla dinlenip, … isimli şahıs hakkında olay ile ilgili hakkında kamu davası açılıp açılmadığı da araştırılıp, açılmış ise aradaki bağlantı nedeniyle birleştirilmesi ya da bunun mümkün olmaması halinde dosyanın incelenmesi suretiyle, hakkında açılmış bir dava yok ise suça iştirakinin tespit edilmesi halinde dava açılması sağlanarak, kanıtların birlikte değerlendirilmesi ve sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve kovuşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
Müştekinin bahçesinden portakal ve sulama hortumu çalınması olayı ile ilgili olarak; 19.03.2008 tarihinde saat 00.30’da düzenlenen tutanakta, sanığa portakalların ve sulama hortumlarının kime ait olduğu sorulduğunda, portakalların …’a, sulama hortumlarının ise kendisine ait olduğunu beyan ettiğinin belirtildiği, aynı tarihli ancak saat 10.30’ da düzenlenen tutanakta ise, araçta bulunan mazlemelerin …’a ait olduğunu beyan edip, bahse konu malzemelerin alındığı yeri gösterip, müştekinin bulunmasına katkıda bulunduğu ve sulama hortumlarının hasarlı olarak, portakalların ise tamamının iade edildiği, bu nedenle hırsızlık suçundan oluşan zararın kısmen tazmin edildiği gözetilerek, kısmi iade nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği müştekiden sorularak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2021/691 Esas, 2022/545 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-e, 143, 62, 63 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz talebi; sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, kararın usûl ve yasaya aykırı olarak verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın olay tarihinde … isimli kişi ile birlikte mağdura ait 140 kg portakal ve her biri 32 metrelik 15 parça hortumu mağdura ait bahçeden izinsiz olarak aldığının ileri sürüldüğü, sanığın alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, olay günü araç beklediğini, çocukluğundan beri tanıdığı Hasan isimli kişinin aracı ile geldiğini, yolda giderken kendisine ait hortumların olduğunu ve araca koyacağını söylemesi üzerine inandığını ve bir bahçeden hortumları araca yüklediklerini, portakalların ise araçta olduğunu gördüğünü, daha sonra Jandarma gelince sanığın kaçarak uzaklaştığını söylediği, mağdurun ise hem bozma öncesi alınan beyanında hem de bozma sonrası alınan beyanında hortumlar kesildiği için zararının olduğunu ve zararının giderilmediğini belirttiği, mağdurun aynı zamanda 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/588 esas sayılı dosyasında da beyanının alındığı ve orada ise çalınan eşyaların kendisine iade edildiğini söylediği, olay sonrası mağdura ait portakalların tamamı ile hortumların ise kesilmiş ve zarar görülmüş bir vaziyette mağdura teslim edildiğinin olay tutanağından anlaşıldığı, bu hususlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede her ne kadar sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de olay günü yakalandığı … plakalı aracın sahibi olan … isimli kişi hakkında da aynı olayla bağlantılı olarak Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davasının açıldığı ve ilgili dosyada bu kişinin alınan ifadesinde eylemi sanık ile birlikte gerçekleştirdiğini söylediği, bunun yanında Jandarma tarafından tutulan tutanağa göre jandarmalar ilk kez aracın yanına geldiğinde sanığın aracın kime ait olduğunu bilmediğini söylediği, jandarmalar ikinci kez kendisini yakaladığında ise hortumların kendisine ait olduğunu, kayınbabası ve bacanağının evinden aldığını söylediği, ancak bu kişilerin alınan ifadesinde sanığa hortumları verdiklerine dair iddiaları kabul etmedikleri, bu yönüyle savunmalarının çelişkili olduğu ve gerçeği yansıtmadığı, ayrıca hortumları araca koyduklarında portakalların araçta olduğunu söylemesine rağmen bu eşyaların aynı yerden alınması gözetildiğinde portakalların araçta olduğu yönündeki savunmasının da inandırıcı olmadığı, kaldı ki sanık ile … isimli kişinin teyze çocukları olduğu ve bu hususta sanığın hiçbir ifadesinin olmadığı ve … isimli kişiyi uzaktan tanıyormuş şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmekle savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı suçu işlediği mahkemece kabul edilmiştir.
2.Şikâyetçinin bozma sonrası alınan ifadesinde, kısmî iadeye rıza göstermediği anlaşılmıştır.
3.Olayın tespitine ilişkin tutanaklar dosya arasına alınmıştır.
4.Sanığın adlî sicil kaydı ve nüfus kayıt örneği dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Temyiz incelemesine konu dosya kapsamındaki şikâyetçinin aşamalardaki beyanlarında, bahçesindeki hortumların kesildiğini ve zararının olduğunu ifade ettiği, olay yeri basit krokisinde de bahse konu hortumların kesilmiş olduğu belirtilerek yerlerinin tespit edildiği, şikâyetçinin bozma sonrasında alınan ifadesinde ise, gerçekleşen kısmî iadeye muvafakatinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmakla; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168/1-4. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2021/691 Esas, 2022/545 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.