YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1471
KARAR NO : 2022/21360
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
Hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1 ve 35/1-2. maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Eyüp (Kapatılan) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2009 tarihli ve 2006/1930 esas, 2009/2175 sayılı kararının 25/02/2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 17/05/2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun’un 141/1 ve 35/1-2. maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/06/2021 tarihli ve 2020/127 esas, 2021/277 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen09/12/2021 gün ve 26062/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/01/2022 gün ve 2021/155890 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre,
1) Kayden 12/09/1988 doğumlu olup, suçun işlendiği 11/05/2006 tarihinde, 15-18 yaş gurubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, fazla ceza tayin edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
3) 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 4. fıkrası gereğince fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında aynı maddenin 1. fıkrasında sayılan hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
4) Suçun işlendiği tarihte 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5271 sayılı Kanun’un 231/8 ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddeleri uyarınca 3 yıllık denetim süresine tâbi olacağı ve 3 yıllık denetim süresinin de 25/02/2013 tarihinde dolmuş olduğu, hükmün açıklanmasına esas alınan İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/10/2014 tarihli ve 2014/307 esas, 2014/305 sayılı kararına konu suç tarihinin ise 17/05/2014 olduğu cihetle, denetim süresi bittikten sonra işlenmiş suç nedeniyle hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
5) Suça sürüklenen çocuk eylemine uyan hırsızlık suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca da olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olacağı, suç tarihinin 11/05/2006 olduğu ve sanık hakkında verilen 15/12/2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 25/02/2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 17/05/2014 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince 25/02/2010 ile 17/05/2014 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin duracağı, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 17/05/2014 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, suç tarihi olan 11/05/2006 ile mahkumiyete ilişkin kararın verildiği 29/06/2021 tarihine kadar olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu nazara alınmadan davanın düşürülmesi yerine, yargılamaya devamla suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Karar duruşmasında Marmara L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık …’ya 29/06/2021 tarihinde tefhim edilen hükmün yasa yolu bildiriminde CMK’nın 263’ncü maddesine göre “Bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi” nedeniyle tefhimin usulsüz olduğu ve hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle;kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/06/2021 tarihli kararının sanığa uygun olarak (Sanığın cezaevinde olması halinde, cezaevindeki sanığa CMK’nın 263 maddesine göre tebliği, aksi halde son ifadesinde bildirdiği son bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması halinde güncel mernis adresine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğ edilip, kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (İSTANBUL) 49. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 29/06/2021 tarihli ve 2020/127 E., 2021/277 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.