Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2022/15825 E. 2023/2983 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15825
KARAR NO : 2023/2983
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet

… 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2012 tarihli ve 2011/1641 Esas, 2012/1707 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143 ve 168/1 maddeleri uyarınca 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın itiraz edilmeksizin 10.01.2013 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği anlaşılmıştır.
Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2014 tarihli ve 2014/428 Esas, 2014/484 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında hırsızlık suçundan hüküm açıklanarak 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143 ve 168/1. maddeleri uyarınca 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeksizin 27.11.2014 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309/1. maddesi uyarınca, 14.10.2022 tarihli ve 2021/29306 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2022 tarihli ve KYB-2022/132665 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2022 tarihli ve KYB-2022/132665 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Somut olayda, sanığın şikayetçiye ait iş yerinden olay tarihinde 4 adet kaşar peynirinin iştirak halindeki diğer suça sürüklenen çocuk tarafından çalınmasına gözcülük etmek eylemi nedeniyle yapılan yargılama neticesinde, Mahkemesince malın değerinin azlığı değerlendirilmeksizin cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
İştirak halindeki diğer suça sürüklenen çocuk hakkındaki … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2014 tarihli kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 12.10.2017 tarihli ve 2015/7466 Esas, 2017/9996 Karar sayılı ilamı ile “…Suça sürüklenen çocuğun Adesem marketlerinden Malazgirt şubesi ile Aydınlık evler şubesinden aynı gece hırsızlık yaptığının anlaşıldığı, suça sürüklenen çocuk hakkında sadece Malazgirt şubesinden yaptığı hırsızlık suçundan dolayı dava açıldığı belirlenmiş olup suça sürüklenen çocuğun Aydınlık evler şubesinden yaptığı iddia edilen hırsızlık suçundan dolayı soruşturma yapılıp yapılmadığı araştırılıp, dava açılmış ise ilgili dosyanın incelenmek üzere dosya içerisine konulduktan sonra..” gerekçesiyle incelenmesizin iadesine karar verilmesini müteakip, anılan Mahkemesince eksikliğin giderilmesi sonrası yapılan temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 21.06.2018 tarihli ve 2018/830 Esas, 2018/7846 Karar sayılı ilamı ile “…Suça sürüklenen çocuğun şikayetçiye ait iş yerinden 37,45 TL değerinde 4 adet kaşar çalması şeklinde gerçekleşen olayda, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesinin, uygulanması gerekip gerekmediği tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesini takiben mahkemece bozmaya uyularak 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesinin uygulanmasına ilişkin … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2018/549 Esas, 2018/1045 Karar sayılı kararının, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 21.05.2019 tarihli ve 2019/7734 Esas, 2019/9265 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği ve suçun iştirak halinde işlendiği göz önüne alındığında, hırsızlanan malın değerinin 2011 yılı itibarıyla 4 adet kaşar peynirinin 37,45 Türk Lirası olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesi uyarınca cezadan indirim yapılması veya ceza verilmekten vazgeçilmesi hususları tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak,7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde,7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata,7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 maddeleri ile 7201 sayılı Kanun’un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen hükmün sanığın MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan tebligatın usûlsüz olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
3. Henüz kesinleşmediği belirlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle denetim süresinin başlamadığı, denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle inceleme konusu karar verilmiş ise de; bu kararın da yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozmaya konu yapılamayacak olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.