Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2022/15957 E. 2023/462 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15957
KARAR NO : 2023/462
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen hükmün doğrudan adres kayıt sistemindeki adresinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan karar tebliği işleminin geçersiz olması karşısında, sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine olduğu, aynı Kanun’un 317.maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/47463 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında 142/1-b, 143/1, 151/1, 53 ve 58. maddeleri kapsamında, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından dava açılmıştır.
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2011 tarihli ve 2010/477 Esas, 2011/339 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan beraatine karar verilmiştir.

3. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2011 tarihli ve 2010/477 Esas, 2011/339 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 11.01.2016 tarihli ve 2015/8307 Esas, 2016/10 Karar sayılı kararı ile;
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, kararların niteliği ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Mala zarar verme suçundan dava açılmış olmasına karşın, hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; zamanaşımı süresince işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Olay gecesi saat 02.20 sıralarında devriye görevini yapmakta olan emniyet görevlilerinin üç şahsın müştekiye ait işyerinin kapısını açmak için uğraştıklarını görmeleri, şahısların da farkedildiklerini anlamaları üzerine kaçmaları üzerine yapılan kovalamaca sonucunda yakalanan sanığın, kaçarken üzerinden bir keski pense düştüğünün 24.11.2010 tarihli tutanakta belirtilmesi ve sanığın yakalanmasının ardından olay yerinde yapılan incelemede işyerinin güvenlik kamerasına ve alarma ait kabloların kesildiğinin anlaşılması karşında bu hususlar yöntemince değerlendirilmeden yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, karar verilmiştir.
4. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2017 tarihli ve 2016/107 Esas, 2017/173 Karar sayılı kararı ile
a) Sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 35, 62, 53/1 ve 58/6.maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine
b) Sanık hakkında mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 151/1, 62, 53/1 ve 58/6.maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi, hükmü temyiz etme talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.24.11.2020 günü gece saat 02:20 civarında, devriye görevinde bulunan kolluk görevlileri, 3 şahsın bir iş yerinin kapısını zorladıklarını görmeleri üzerine hemen olaya müdahale etmeleri neticesinde, 3 şahsın kaçtığı, yaşanan kovalamaca neticesinde sanığın yakalandığı, iş yeri önünde bir adet keski pensenin ele geçtiği, ayrıca iş yerine ait alarm ve kamera kablolarının bu keski ile koparıldığı anlaşılmış müştekinin haber verilmesi üzerine iş yerinde yapılan incelemede, çalınan bir eşya olmadığı tespit edilmiştir.
2. Sanık soruşturma ve kovuşturma aşamasında suçlamaları reddetmiş; mahkeme tarafından, dosyada yer alan 24.11.2010 tarihli kolluk tutanağında imzaları bulunun polis memurları dinlenmiş ve alınan beyanlarının tutanak ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Mala Zarar Verme Suçuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1.maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4.maddeleri gereği, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü; suç tarihi olan 24.11.2010 tarihten, inceleme tarihine kadar da bu 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Hırsızlık Suçuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A. Mala Zarar Verme Suçlarına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2017 tarihli ve 2016/107 Esas, 2017/173 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8.maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, DÜŞMESİNE,
B. Hırsızlık Suçuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2017 tarihli ve 2016/107 Esas, 2017/173 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.