Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2022/1645 E. 2022/5181 K. 21.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1645
KARAR NO : 2022/5181
KARAR TARİHİ : 21.03.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirli iflas
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 20.12.2017 tarih, 2017/6350 Esas, 2017/14626 Karar sayılı ilamında, “ …borçlunun ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin sadece kapanış tasdiklerinin yapılmamış olmasının taksirli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri usulüne uygun tutmaması şeklindeki eyleminin, şirketin iflasına sebebiyet verecek şekilde illiyet bağının kurulmasına yönelik olarak yapılmış olmasının gerekmesi ayrıca mahkemece sanığın eylemlerine yönelik bilirkişi incelemesi de yaptırılmadığının anlaşılması…” gerekçesiyle bozulduğu, kovuşturma aşamasındaki bilirkişi raporunun sonuç bölümünde defterlerin kanuna uygun tutulmamasından dolayı İcra İflas Kanunu’nun 310. maddesinin 5. bendi gereği taksirli iflas suçunun unsurlarının oluştuğu ve Türk Ceza Kanunu’na göre cezalandırılması gerektiği görüşüne ulaşıldığının belirtildiği, bilirkişi raporunda, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri usulüne uygun tutmaması şeklindeki eyleminin, şirketin iflasına sebebiyet verecek şekilde illiyet bağının kurulup kurulamadığına ilişkin bir görüşün bulunmadığı gibi mahkeme tarafından da bu yönde bir gerekçe sunulmadığı anlaşılmakla birlikte sanık …’ın 2008 yılına ait Defter-i Kebiri kovuşturma aşamasında ibraz edemese de sanık müdafiinin temyiz dilekçesiyle birlikte ibraz etmesi karşısında taksirli suçların unsurlarından olan bu eylemlerin sanığın yetkilisi bulunduğu şirketin iflasına sebebiyet verip vermediği, başka bir deyişle taksirli iflas suçunda iflas olgusu ile sanığın tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni göstermemesi şeklindeki eylemleri arasında uygun bir illiyet bağının olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde Ticaret, İcra ve İflas Hukuku ile Mali Müşavirlik konularında uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılmadan sırf defter ve belgeleri usulüne uygun tutmadığı gerekçesi ile sanığın taksirli iflas suçundan yazılı gerekçe ile mahkumiyetine hükmedilmesi,
Kabule göre de
2-24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesindeki “Basit Yargılama Usulü’nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK’na eklenen geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan hükme bağlanmış ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren, TCK’nın 162/1. maddesinde düzenlenen taksirli iflas suçu yönünden, aynı Kanun’un 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 21/03/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.