Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2023/10395 E. 2023/1985 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10395
KARAR NO : 2023/1985
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/251 E., 2022/521 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesini gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyizin kapsamına göre;
1. Ilgın Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2007 tarihli ve 2007/1816 soruşturma, 2007/473 Esas, 2007/204 iddianame numaralı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37/1, 142/1-b, 143, 31/3, 53/1, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ilgın Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2008 tarihli ve 2007/1816 soruşturma numaralı ek iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Kanun’un 116/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
3. Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2008 tarihli ve 2007/230 Esas, 2008/10 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 168/2, 31/3, 62/1, 50/3 ve 50/1-c. maddeleri uyarınca 7 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının, en az 2 yıl süreyle bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkanı da olan bir eğitim kurumuna devam etme seçenek yaptırıma çevrilmesine; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan, aynı Kanun’un 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62/1 ve 51/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 9 gün hapis para cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
4. Anılan kararın üst Cumhuriyet savcısı, o yer Cumhuriyet savcısı ve suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.04.2010 tarihli ve 2008/16956 Esas, 2010/4915 Karar sayılı kararı ile özetle; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden uzlaştırma girişiminde bulunulması ve her iki suç yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin değerlendirilmesi, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.07.2010 tarihli ve 2010/165 Esas, 2010/313 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 145, 168/2, 31/3, 62/1. maddeleri uyarınca 3 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan, aynı Kanun’un 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 9 gün hapis para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karar 14.09.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
6. Suça sürüklenen çocuğun, denetim süresi içerisinde 18.09.2011 tarihinde kasıtlı suç işlediğine dair yapılan ihbar üzerine, Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2015/16 Esas, 2016/228 Karar sayılı kararı ile açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanmasına karar verilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 145/1, 168/2, 31/3, 62/1-2 ve 50/1-a. maddeleri uyarınca 2.160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan, aynı Kanun’un 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62/1-2. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 9 gün hapis para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
7. Anılan kararının üst Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 31.05.2021 tarihli ve 2020/8855 Esas, 2021/10235 Karar sayılı kararı ile özetle, gerekçesiz olarak hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
8. Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2022 tarihli ve 2022/251 Esas, 2022/521 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 145/1, 168/2, 31/3, 62/1-2 ve 50/1-a. maddeleri uyarınca 2.160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan, aynı Kanun’un 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62/1-2. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 9 gün hapis para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği; suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlemediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mağdurun zararının giderildiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece; suça sürüklenen çocuğun diğer suça sürüklenen çocuklarla birlikte olay tarihinde fikir ve eylem birliği içinde geceleyin şikâyetçiye ait işyerine girerek işyerinden bazı yiyecek malzemeleri, iki adet çakmak ve 20,00-30,00 TL kadar parayı çaldıklarının, şikâyetçinin beyanları ve suça sürüklenen çocukların ikrar içeren savunmalarından anlaşıldığı, çalınan para ve eşyaların değerinin pek hafif olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk hakkında takdiren 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesinin uygulanmadığı, şikâyetçinin zararı kovuşturma aşamasında giderildiğinden aynı Kanun’un 168/2. maddesinin uygulanmasının gerektiği kabul edilmiştir.
2. Suça sürüklenen çocuk … ve temyiz kapsamında bulunmayan diğer suça sürüklenen çocuklar aşamalardaki ifadelerinde atılı suçları ikrar etmişlerdir.
3. Mahkemece, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 119/1-c. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, Mahkemenin kanaat ve takdiri ile incelenen dava dosyası içeriğine göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak;
1. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, Mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması nedeniyle, hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Hırsızlık suçundan kurulan hükmün gerekçesinde, koşulları bulunmadığından suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesinin uygulanmamasına karar verildiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasının “A-3. No’lu” bendinde suç eşyasının değerinin çok az olduğu kabulüyle aynı Kanun’un 145. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi suretiyle, hüküm fıkrası ile hükmün gerekçesi arasında çelişkiye neden olunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Hırsızlık suçundan kurulan hükümde, cezadan indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinin, yaş küçüklüğü nedeniyle cezadan indirim yapılmasına ilişkin aynı Kanun’un 31/3. maddesinden sonra uygulanması gerektiğinin gözetilmeyerek aynı Kanun’un 61. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Dosya içerisindeki 05.11.2007 tarihli ve 06.11.2007 tarihli muhafaza altına alma ve teslim tutanakları, tanıklar U.K. ve H.K.’nin soruşturma aşamasında alınan ifadeleri, suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında alınan ifadesi ve tüm dosya içeriğinden, suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında şikâyetçinin işyerinden çaldığı eşyalardan 2 adet çakmağın bulunduğu kişileri söyleyerek çakmakların muhafaza altına alınıp şikâyetçiye iadesini sağladığı, kovuşturma aşamasında da şikâyetçinin tüm zararını giderdiği anlaşılmakla, soruşturma aşamasında gerçekleşen kısmî iade nedeniyle şikâyetçiden, suça sürüklenen çocuk hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunup bulunmadığının sorulması, şikâyetçinin indirim yapılmasına rıza göstermemesi halinde kovuşturma aşamasında gerçekleşen tam tazmin nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 168/2. maddesinin uygulanması; şikâyetçinin indirim yapılmasına rıza göstermesi halinde ise, suça sürüklenen çocuk hakkında aynı Kanun’un 168/1-4. madde hükümlerinin uygulanması ve etkin pişmanlığın soruşturma aşamasında gerçekleştiği kabul edildiğinden indirim oranının 1/2 oranından daha fazla olması gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
5. İş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 116/2-4, 119/1-c, 31/3. maddeleri uyarınca belirlenen 1 yıl 4 ay hapis cezası üzerinden aynı Kanun’un 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 1 yıl 1 ay 10 gün hapis yerine hesap hatası sonucu 1 yıl 1 ay 9 gün hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik hapis cezası tayin edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
6. Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma kararından önce kurulan 18.01.2008 tarihli ilk hükümde iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi ve hükmün sadece suça sürüklenen çocuk lehine temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.04.2010 tarihli, 2008/16956 Esas, 2010/4915 Karar sayılı ilâmıyla, uzlaştırma hükümleri ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin değerlendirilmesinin gerektiğinden bahisle kararın bozulması karşısında, her ne kadar bozmadan sonra kurulan 28.07.2010 tarihli kararda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle ihbardan sonra yapılan yargılama neticesinde hapis cezasının ertelenmesine yasal olanak bulunmamakla birlikte, ilk bozma öncesindeki erteleme kararının suça sürüklenen çocuk lehine kazanılmış hak oluşturduğu nazara alınarak suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2022 tarihli ve 2022/251 Esas, 2022/521 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, BOZULMASINA, bozma sonrası iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulacak hükümde ceza miktarı yönünden aynı Kanun’un 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.