YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11801
KARAR NO : 2023/1668
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama, mala zarar verme
… Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2015/621 Esas, 2015/888 Karar sayılı kararı ile hükümlü … hakkında hakaret suçundan, şikâyetçi … ve katılanlar … … ile …’e karşı üç kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kasten yaralama suçundan, şikâyetçi … ve katılan …’e karşı iki kez 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, mala zarar verme suçundan ise aynı Kanun’un 151/1, 152/2-a, 43/2, 168/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan hükümlerin temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 09.11.2020 tarihli ve 2017/2745 Esas, 2020/15649 Karar sayılı ilâmı ile hükümlerin kesin nitelikte olup temyiz edilemez olduğundan bahisle temyiz isteğinin reddine karar verilen ve kanun yararına bozma incelemesine konu hükümlerin bu suretle usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2023 tarihli ve 2021/10099 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB 2023/11733 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB – 2023/11733 sayılı kanun yararına
bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine … Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2015 tarihli kararı ile hükümlerin açıklanmasına ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmesini müteakip, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 09/11/2020 tarihli ve 2017/2745 esas, 2020/15649 sayılı kararı ile tehdit suçları yönünden kararın bozulmasına karar verilmesi akabinde, mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde uzlaşma nedeniyle açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği görülmekle; hakaret, kasten yaralama ve mala zarar verme suçunun, tehdit suçuyla bağlantılı ve bu suçların birlikte işlendiğinin sabit olması karşısında, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 106/1. maddede yer alan tehdit suçlarının karar tarihinden sonra uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle hakaret, kasten yaralama ve mala zarar verme suçları yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ‘uzlaşma’ başlıklı 253/3. maddesinde yer alan “…. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağı kalmadığı cihetle; anılan suçlar bakımından da uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmış ise de; sonradan ortaya çıkan bu durumun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla mahallinde çözümlenebileceği düşünülerek yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı tehdit suçları yönünden kararın bozulmasına dair Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 09/11/2020 tarihli ve 2017/2745 esas, 2020/15649 sayılı kararında da belirtildiği üzere;
1) Dosya kapsamına göre, temyiz kanun yoluna tabi olup, kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle yargılama sonucunda ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, somut olayda açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle hükmün açıklanmasına karar verilmesinde,
2) Sanığın aşamalardaki savunmasında, müştekilerin sinkaflı hakaretler etmesi üzerine öfkelenerek üzerine atılı suçları işlediğini beyan etmesi karşısında; olayın çıkış nedeni, gelişmesi ve suçlara ilişkin eylemlerin gerçekleşme sırası üzerinde durularak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 29 ve 129. maddelerinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmamasında,
3- İddianame anlatımı ve dosya kapsamına göre, sanığın önce katılan … …’e yönelik hakarette bulunduğu, sonradan ise müşteki …’ın evine gittiğinde burada katılan … ile müşteki …’a yönelik sinkaflı sözler söyleyerek hakaret ettiği anlaşılmakla; sanık hakkında … ve müşteki …’a yönelik hakaret suçundan hüküm kurulurken zincirleme suç hükümleri gereği bir kez ceza verilip, bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca artırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde iki kez ceza verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141, 5271 sayılı Kanun’un 34/1 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, hükümlünün suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ve bunların nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden hükümlü hakkında açıklanması geri bırakılan hükümlerin neden açıklandığına ilişkin gerekçeyle yetinilip yazılı şekilde gerekçesiz karar verilmesi,
2.Hükümlünün aşamalardaki savunmasında, şikâyetçilerin sinkaflı hakaretler etmesi üzerine öfkelenerek üzerine atılı suçları işlediğini beyan etmesi karşısında; olayın çıkış nedeni, gelişmesi ve suçlara ilişkin eylemlerin gerçekleşme sırası üzerinde durularak sonucuna göre hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29. ve 129. maddelerinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3.İddianame anlatımı ve dosya kapsamına göre, hükümlünün önce katılan … …’e yönelik hakarette bulunduğu, sonradan ise şikâyetçi …’ın evine gittiğinde burada katılan … ile şikayetçi …’a yönelik sinkaflı sözler söyleyerek hakaret ettiği anlaşılmakla; hükümlü hakkında katılan … ve şikâyetçi …’a yönelik hakaret suçundan hüküm kurulurken zincirleme suç hükümleri gereği bir kez ceza verilip bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca artırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde iki kez ceza verilmesi, Kanun’a aykırı olduğundan kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, … Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2015/621 Esas, 2015/888 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 3. fıkrası gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.