YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14415
KARAR NO : 2023/2569
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli (tavzihle suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi)
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : Ceza verilmesine yer olmadığına
Merzifon Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.04.2017 tarihli ve 2017/218 Esas sayılı iddianamesiyle suça sürüklenen çocuk hakkında katılan …’e yönelik çalıntı motosikleti suçun ertesi günü aldığı iddiasıyla suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 165/1, 31/3. maddeleri ile katılan …’a yönelik motosikleti çaldığı iddiasıyla hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d ve 31/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
Merzifon Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2018 tarihli ve 2017/293 Esas, 2018/99 Karar sayılı kararıyla dosyanın Merzifon Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/286 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Merzifon 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli ve 2018/115 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararıyla suça sürüklenen çocuk hakkında her iki katılana yönelik hırsızlık suçundan ve katılan …’a yönelik konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Kanun’un 32/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 57/1. maddesi uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine karar verilmiş, mahkemece sonradan tavzih yapılarak suça sürüklenen çocuk hakkında katılan …’a yönelik konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan aynı Kanun’un 116/1. maddesi uyarınca kurulan hükmün suç adının değiştirilerek aynı Kanun’un 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi olarak düzeltildiği belirtilmiş, bu karar istinaf edilmeksizin 17.04.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309/1. maddesi uyarınca, 15.03.2023 tarihli ve 2022/12796 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/34590 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/34590 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre;
5237 sayılı Kanun’un “Akıl Hastalığı” başlıklı 32. maddesinin ; ” (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.” şeklinde olduğu,
Benzer bir olay nedeni ile Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 06.07.2017 tarihli ve 2017/2503 Esas, 2017/3752 Karar sayılı ilamı ile; “…Dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk hakkında işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor aldırılması gerekliliği ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının düzenlenen iddianamede müşteki olarak gösterilmesi gerektiği hususlarındaki… iki nedene ilişkin kanun yararına bozma talebinin kabulü gerektiği ve diğer iade nedenlerine yönelik talebin ise yerinde olmadığı anlaşıldığından…” şeklinde de belirtildiği üzere,
Suça sürüklenen çocuk hakkında, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınmadan hüküm kurulmasında,
Kabule göre de;
1- 5271 sayılı Kanun’un 225. maddesinde yer alan; “Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” şeklindeki düzenleme gereğince, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebileceği gözetilerek yapılan incelemede;
a- Somut olayda Merzifon Cumhuriyet Başsavcılığının 12.04.2017 tarihli ve 2016/2829 Soruşturma, 2017/218 Esas, 2017/216 sayılı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında katılan Emrah’a yönelik suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kamu davası açılmış olması karşısında, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan hüküm kurulması ve akabinde tavzih kararı verilerek suç adının değiştirilmesi.
b- İddianamede yer almamasına karşın suça sürüklenen çocuk hakkında katılan Metin’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık suçu nedeniyle hüküm kurulmasında,
2- Katılan Emrah’a ait motosikletin gece vakti evinin önünden hırsızlandığının anlaşılması karşısında, motosikletin olay saatinde bulunduğu yerin bina eklentisi niteliğinde olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre, bina eklentisi niteliğinde ise, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin; aksi halinde ise eyleminin anılan Kanun’un 142/1-e ve 143. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
3- Suça sürüklenen çocuğun “14.05.2016” ve “20.04.2016” olan suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığına “15.07.2016” olarak yazılmasında, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5237 sayılı Kanun’un “Akıl Hastalığı” başlıklı 32. maddesinin ; ” (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.” şeklinde olduğu,
Mahkemece inceleme konusu dosya için alınan … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 17.03.2020 tarihli ve 1688 numaralı raporunda “işlediği isnat edilen hırsızlık fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği gelişmiştir, 5237 sayılı Kanun’un 32/1-2 maddesinden istifade edemez.” şeklinde görüş belirtildiği hâlde bu rapora rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.02.2014 tarihli ve 2013/13-274 Esas, 2014/78 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 5271 sayılı Kanun’un 225. maddesine göre, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında hüküm verilebileceğinin düzenlenmesi karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında Merzifon Cumhuriyet Başsavcılığının 12.04.2017 tarihli ve 2017/218 Esas sayılı iddianamesiyle katılan …’e yönelik hırsızlık suçundan açılmış bir kamu davası bulunmadığı hâlde; aynı Kanun’un 170. ve 225. maddelerine aykırı olarak suça sürüklenen çocuk için anılan suçtan yazılı şekilde karar verilmesi ve aynı iddianame ile katılan …’a yönelik sadece hırsızlık suçundan dava açılmış olmasına rağmen konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan hüküm kurulması ve akabinde tavzih kararı verilerek suç adının suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi şeklinde değiştirilmesi,
3. Suça sürüklenen çocuğun katılanlara yönelik eylemleri nedeniyle “14.05.2016” ve “20.04.2016” olan suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığına “15.07.2016” olarak yazılması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Merzifon 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli ve 2018/115 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi ve aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (c) bendi uyarınca, aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, mahkemenin verdiği karar itibarıyla (2) numaralı kanun yararına bozma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.