YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/168
KARAR NO : 2023/1091
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza muhakemeleri Usulü Kanununun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, tebliğname tebliğinin usulüne göre yapıldığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. C.Başsavcılığının 08.07.2005 tarihli ve Esas No: 2005/11505, İddianame No : 2005/6171 sayılı iddianamesi ile, 22.06.2005 günü saat 04.00 sıralarında şikâyetçilerin ikametgahlarında uyudukları sırada, … kırılma sesiyle uyanarak yataktan kalktıklarında, kapı camının kırılmış olduğunu ve şüpheli …’ün kırık yerden elini sokarak, kapının sürgüsünü açmaya çalıştığını gördükleri, kaçmaya çalışan …’ü yakalayarak polise teslim ettikleri, diğer şahsın ise kaçtığı iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 35, 143, 53, 63. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2006 tarihli ve 2005/156 Esas, 2006/599 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b , 143, 35, 53. maddeleri gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6 Ceza Dairesinin 09.04.2009 tarihli ve 2009/6818 Esas, 2009/6685 Karar sayılı kararı ile “Suçun niteliği ve cezanın süresine göre ; 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5278 sayılı Kanunun Geçici madde; 1/1. fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. madde ve fıkraları gereği sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
4. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2009 tarihli ve 2009/700 Esas, 2009/961 Karar sayılı kararı ile, TCK’nın 142/1-b, 143, 35. maddeleri gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karar 20.01.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
5. 19.02.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek ve bulundurmak suçundan TCK’nın 191/1. maddesi gereğince erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.02.2014 tarihli ve 2013/693 Esas, 2014/41 Karar sayılı kararı ile hükmolunan ve 19.02.2014 tarihinde kesinleşen mahkûmiyeti nedeniyle ihbarda bulunulması üzerine, dosyanın devredildiği … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/06/2014 tarihli, 2014/69 Esas, 2014/101 Karar sayılı kararı ile, TCK’nın 142/1-b, 143, 35, 53. maddeleri gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 12.04.2018 tarihli ve 2016/16726 Esas, 2018/4439 Karar sayılı kararı ile ” Sanık hakkında mahkemenin 24/11/2009 tarih ve 2009/700 esas, 2009/961 sayılı kararı ile hırsızlık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği 20/01/2010 tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresi içerisinde 16/10/2010 tarihinde işlediği 5237 sayılı TCK’nın 191/1 maddelerinde yazılı kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan bildirim yapılan … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 11/02/2014 tarih 2013/693 esas ve 2014/41 karar sayılı mahkumiyetine konu suçun 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesi ile aynı Kanunla 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca koşulları oluştuğu takdirde “davanın düşmesi” ve “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” seçeneklerine de yer verilmesi nedeniyle, sanığın adli sicil kaydına göre;denetim süresinde işlediği başka bir suçunun da bulunmaması nedeniyle lehe olan bu düzenleme ve TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca sözü edilen hükümlük ile ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” gerekçesiyle hükmün “diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına” karar verilmiştir.
7. … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2018 tarihli ve 2018/326 Esas, 2018/572 Karar sayılı kararı ile, TCK.nın 66. maddesi gereğince olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile sanık hakkında açılan kamu davasının CMK’ nin 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmiştir.
8. Kararın o yer Cumhuriyet savcısı tarafından, denetim süresi içerisinde zamanaşımı süresinin durduğu ve zamanaşımının dolmadığından bahisle temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 06.02.2020 tarihli ve 2020/148 Esas, 2020/2052 Karar sayılı kararı ile, “Dairemizin 12.04.2018 tarihli ilâmıyla sanık hakkında mahkemenin 24/11/2009 tarih ve 2009/700 esas, 2009/961 sayılı kararı ile hırsızlık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği 20/01/2010 tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresi içerisinde 16/10/2010 tarihinde işlediği 5237 sayılı TCK’nın 191/1 maddelerinde yazılı kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan bildirim yapılan … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 11/02/2014 tarih 2013/693 esas ve 2014/41 karar sayılı mahkumiyetine konu suçun 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesi ile aynı Kanunla 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca koşulları oluştuğu takdirde “davanın düşmesi” ve “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” seçeneklerine de yer verilmesi nedeniyle, sanığın adli sicil kaydına göre;denetim süresinde işlediği başka bir suçunun da bulunmaması nedeniyle lehe olan bu düzenleme ve TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca sözü edilen hükümlülük ile ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle 10.06.2014 tarihli mahkumiyet kararının bozulması üzerine mahkemece bozma gerekleri yerine getirilmeden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de, dosya içeriğine göre hırsızlığa teşebbüs eyleminin gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında; zamanaşımı süresinin dolmadığı halde mahkemece düşme kararı verilmesi” gerekçesiyle hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
9. … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2022 tarihli ve 2020/161 Esas, 2022/492 Karar sayılı kararı ile, TCK’nın 142/1-b, 143, 35/2, 53. maddeleri gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık öğrenme üzerine verdiği 27.10.2022 hakim havale tarihli temyiz dilekçesi ile, davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiğini, şikâyeçilerin kendisini tam olarak teşhisi ve dosyada başkaca delilin bulunmamasına rağmen hakkında mahkûmiyet kararı verildiğini, evden herhangi bir şey alınmadığından suçun teşebbüs aşamasında kaldığından bahsedilemeyeceğini, şikâyetçilerin zararının bulunup bulunmadığı var ise giderilmesi için tarafına süre verilmediğini, uyarlama yargılaması yapılması konusunda tarafına süre verilmesi ve takdirî indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık 22.06.2005 tarihinde gece saat 04.00 sıralarında, yanında kimliği tespit edilemeyen bir şahıs ile birlikte şikâyetçilerin ikametinin kapı camını kırmak suretiyle ellerini içeriye sokarak sürgü kısmından açmaya çalıştıkları sırada şikâyetçiler tarafından fark edilmeleri üzerine kaçmaya çalışırken kovalamaca sonucu yakalanarak görevlilere teslim edilmiştir.
2.Sanık … 3. Sulh ceza mahkemesindeki 22.06.2005 tarihli sorgusunda arkadaşının kendisini içeriye girmek için zorladığını, tahminine göre hırsızlık yapacağını söylemiş, daha sonraki beyanlarında ise, olay yerinin karşısında arkadaşını beklediğini, sonra birkaç kişinin kendisini kovalamaya başladığını, suçu kabul etmediğini söylemiştir.
3. Sanığın güncel adli sicil kaydı incelendiğinde, hükmün açıklanmasına esas alınabilecek başka bir mahkumiyetinin bulunmadığı görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Her ne kadar Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, sanık hakkında hukukİ süreç başlığı altında 8. maddede açıklanan bozma sebebinin yerine getirilmesi amacıyla, Mahkemece, … (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesine yazılan müzekkere ile 11.02.2014 tarihli ve 2013/693 Esas, 2014/41 Karar sayılı dosyada uyarlama yargılaması yapılıp yapılmayacağı hususu sorulmuş, 07.10.2022 tarihli cevabi yazıda sanık hakkında sonuç olarak verilen 10 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, uyarlama yargılamasının yapılmadığı bildirilmiş, Mahkemece “Kararın açıklanmasına neden olan ihbara konu karar incelendiğinde; 19.12.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 Sayılı Yasa ile 5237 Sayılı TCK nun 191. maddesinde değişiklik yapıldığından, 5237 Sayılı TCK nun 7. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumu yeniden değerlendirildiği, yasa değişikliği ile sanık hakkında herhangi bir nihai hüküm verilmeden öncelikle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulması yönünde ara kararı verilmesi, sanığın bunu kabul etmesi ve gereklerine uygun davranması halinde hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi, kabul etmemesi veya gereklerine uygun davranmaması halinde ise yargılamaya devamla hakkında bir hüküm kurulması benimsendiği, 5237 Sayılı TCK nun 5560 Sayılı Yasanın 7. maddesi ile değişik 191/6 fıkrasında “… Cezaya hükmedildikten sonra da 2 ile 4. fıkra hükümlerine göre tedaviye veya denetimli serbestlik tedbirine hükmolunabilir. Bu durumda hükmolunan cezanın infazı ertelenir. ancak bunun için kişi hakkında bu suç nedeniyle önceden tedavi veya denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemiş olması gerekir” hükmü gereği “5237 sayılı TCKnun 7/2. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak sanık hakkında Mahkemenin 01.03.2012 tarih, 2010/9311Esas, 2012/307 karar sayılı kararı ile Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbirine hükmedildiği, fakat sanık tarafından tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyulmadığı anlaşılmakla, TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca davaya devam edilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği, bu haliyle sanık hakkında lehine değerlendirme yapıldığı, sanık hakkında yeniden uyarlama yargılaması yoluna gidilmediği, bu nedenle ihbar kararının geçerli olduğunun kabulünün gerektiği anlaşılmakla” sanık hakkında 24.11.2009 tarihli kararın açıklanmasına karar verildiğin anlaşılması karşısında tebliğnamenin 1.parağrafında açıklanan bozma sebebine katılınmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, Ancak;
Sanık müdafiinin 19.07.2006 hakim havale tarihli dilekçesinde, sanık hakkında TCK’nın 62.maddesinin uygulanmasını talep ettiği halde, TCK’nın 62.maddesine ilişkin sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak değerlenme yapılması gerekirken, sanık hakkında TCK’nın 62.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2022 tarihli ve 2020/161 Esas, 2022/492 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.