Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2023/17 E. 2023/354 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/17
KARAR NO : 2023/354
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/182 E., 2016/262 K.
SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/262 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 165., 62/1. ve 53 /1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Sanığın olası kast altında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işlediğinin talep edilmesine ve mahkemenin kabulünün de bu yönde bulunmasına rağmen sanık hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca indirim yapılmaması ve bu suretle sanığa fazla ceza tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri
Sanığın temyiz sebebi, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece; sanığın Çakır İletişim adlı işyerinin yetkilisi olduğu, ikinci el cep telefonu alım satımı yaptığı, şikâyetçinin 11.02.2013 tarihinde çalınan cep telefonunu getiren ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen kişiden herhangi bir makbuz veya kimlik bilgisi talep etmeden satın aldığı ve sanığın böylece cep telefonu hırsızlıklarının yoğun olarak gerçekleştiği bir ilde kendisine getirilen cep telefonunun hırsızlık ürünü olabileceğini öngörmesine rağmen satın almak suretiyle olası kast altında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işlediği kabul edilmiştir. Sanığın denetim süresi içinde yeniden kasıtlı suç işlediği belirlendiğinden Mahkemece 26.12.2014 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın açıklanmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın aşamalardaki savunmalarında, suçlamayı kabul etmediğini, söz konusu cep telefonunun çalıntı olduğunu bilmediğini, cep telefonunu kimden satın aldığını hatırlamadığını, buna dair evrak bulamadığını, arkadaşı olan K.A.’nın arayıp kardeşi Abdulvehap Arslan’ın kendisinden satın aldığı cep telefonunun çalıntı olduğunu, jandarmaya ifade vereceğini ve telefonu teslim edeceğini söylemesi üzerine şahsın zararını karşıladığını savunmuştur.
3. Soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Abdulvehap Arslan’ın ifadesinde, suça konu cep telefonunu Çakır İletişim adlı işyerinden 100,00 TL karşılığında belgesiz olarak satın aldığını, telefonu rızasıyla teslim ettiğini beyan etmiştir.
4. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan (TİB) gelen 21.03.2013 tarihli cevabi yazı ekindeki “numara/imei kullanımı”na ilişkin kayıtlarda, suça konu cep telefonuna 14.03.2013 tarihinden itibaren Abdulvehap Arslan isimli kişi adına kayıtlı hatların takılarak kullanıldığı tespit edilmiştir.
5. Kolluk görevlilerince düzenlenen tarihsiz rızaen muhafaza altına alma ve el koyma tutanağında, suça konu Nokia marka cep telefonunun Abdulvehap Arslan isimli kişi tarafından rızaen teslim edildiği belirtilmiştir.
6. Dosya içerisindeki 18.09.2011 tarihli faturadan suça konu Nokia 2730 marka cep telefonunun fatura bedelinin 279,00 TL olduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. O yer Cumhuriyet savcısının olası kast nedeniyle cezadan indirim yapılması gerektiğine dair temyiz sebepleri yönünden; sanığın aşamalardaki savunmaları, TİB’den gelen kayıtlar, soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Abdulvehap Arslan isimli kişinin beyanları, kolluk görevlilerince düzenlenen teslim ve tesellüm tutanakları, fatura ve tüm dosya kapsamına göre, suça konu cep telefonunun sanık tarafından kimliği belirsiz kişiden tespit edilemeyen bir bedelle satın alınıp 100,00 TL karşılığında Abdulvehap Arslan’a satıldığı sabit olup, ikinci el cep telefonu alım ve satım işiyle uğraşan sanığın, suça konu cep telefonunu satın aldığı kişinin kimlik fotokopisini veya alım satıma ilişkin makbuz sunmaması ve telefonu satın aldığı kişinin herhangi bir kimlik bilgisini dahi bildirmemesi karşısında, sanığın doğrudan kast ile üzerine atılı suçu işlediği kabul edilmekle, hüküm fıkrasında sanık hakkında olası kast nedeniyle cezadan indirim yapılmamasına ilişkin Mahkemenin uygulamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanığın hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yönünden; yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, Mahkemenin kanaat ve takdiri ile incelenen dava dosyası içeriğine göre, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak;
3. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 165/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hüküm bu nedenle hukuka aykırı bulunmuştur.
5. Hükmün gerekçesinde, sanığın üzerine atılı suçu olası kast altında işlediğinin kabul edilmesine karşın, hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun’un 21/2. maddesinin uygulanmaması suretiyle hüküm fıkrası ile hükmün gerekçesi arasında çelişki yaratılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
6. İddianamede sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 21/2. maddesinin uygulanması talep edildiği halde, sanığa 5237 sayılı Kanun’un 21/2. maddesinin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilerek 5271 sayılı Kanun’un 226. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
7. Sanık hakkında hüküm kurulurken “suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, tehlikenin ağırlığı, sanığın amacı gözönüne alınarak” eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 165. maddesi uyarınca takdiren 6 ay hapis ve 30 gün karşılığı adli para cezasına hükmedildiği, ancak temel cezanın tespiti sırasında hapis cezası takdiren denilerek alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, para cezasının aynı gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde 4, 5, 6 ve 7. numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/262 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.