Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2023/17845 E. 2023/4457 K. 14.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/17845
KARAR NO : 2023/4457
KARAR TARİHİ : 14.09.2023


MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/154 E., 2023/834 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2022 tarihli ve 2022/8311 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında temyiz dışı sanık … ile birlikte olay günü saat 01.28 sıralarında, katılanın ikamet ettiği apartmanın bahçesine park ettiği motosikletini çalması şeklindeki eylemine ilişkin hırsızlık suçunu işlediğinden bahisle eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143, 58 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.11.2022 tarihli ve 2022/810 Esas, 2022/818 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına, cezanın aynı Kanun’un 58/6-7 maddesi uyarınca 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi uyarınca hükmen tutukluluk hâlinin devamına ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da suç duyurusunda bulunulmasına karar
verilmiştir.
3.Anılan mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2023/154 Esas, 2023/834 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına, cezanın aynı Kanun’un 58/6-7 maddesi uyarınca 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi uyarınca hükmen tutukluluk hâlinin devamına ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da suç duyurusunda bulunulmasına karar
verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz isteği; Dosya kapsamında kamera görüntülerinden de anlaşılacağı üzere motoru bulunduğu yerden dışarıya çıkartan kişinin sanık … olduğu, hırsızlık suçunun oluşması için taşınırın bulunduğu yerden alınması gerektiği ve motoru bulunduğu yerden alan kişinin sanık olmadığı, sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartının suçun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesi olduğu, sanık hakkında mahkumiyet için kuvvetli şüphe oluşmadığından sanığın masumiyet karinesinden yararlandırılması gerektiği, cezada takdiri indirim uygulamış olsa da ceza tayininde alt sınırdan uzaklaştığından ortaya çıkan sonucun hakkaniyetli olmadığı, sanığın tutuklu kaldığı süre boyunca çalışamadığı ve ailesine maddi destek sağlayamadığı, sanığın kovuşturma aşamasında pişmanlığını dile getirerek zararı karşılamak istediğini belirtmesine rağmen bu hususun dikkate alınmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında daha önce verilen anti sosyal kişilik bozukluğu teşhisi sebebiyle askerlik yapmadığı öğrenildikten sonra Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesinden heyet raporu istenmiş olup gelen raporda sanığın ceza sorumluluğunu etkilemediği belirtilmiş ise de kişilik bozukluğunun bir anda ortadan kaybolmayacağı ve belli koşullarda müvekkilin hayatını daha da zorlaştıracak hale gelebileceği bu nedenle sanığın uzun süreli cezaevinde kalmasının hastalığını daha şiddetli şekilde ortaya çıkarabileceğini, sanığın hastalıkla ilgili tedaviye ihtiyacı varken cezaevinde herhangi bir psikoterapi veya ilaç kullanmadan hayatına devam etmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa tarafından korunan yaşam hakkını dahi tehdit ettiğine ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği; Olay günü diğer sanık … ile birlikte olduğunu, fakat motosikleti çalacağını söyleyince kendisinden ayrılıp evine giderken yolda çalıntı motosiklet ile yanına geldiğini, tek suçunun çalıntı motosiklet ile gezmek olduğunu, kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.
III.OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre:
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılan … adına kayıtlı … plakalı elektrikli motosikletini olay günü saat 23.00 sıralarında … de bulunan Berlin apartmanının arkasına kilitli şekilde bıraktığı, motorunu şarja takarak ikamet adresine geçtiği, 02.10.2022 günü saat 06.30 sıralarında motorun yerinde olmadığını, motorun tahmini değerinin 35.000 TL olduğunu, kilidinin kırarak götürülmüş olduğunu, ayrıca şarj aletini de çaldıklarını bildirdiği, kolluk tarafından yapılan araştırma ile düzenlenen Olay Araştırma CD İnceleme ve Tespit Tutanağına göre olay yerini gösterir kamera kaydında 2 şahsın bahçe içerisine girerek elektrikli motoru birlikte dışarı çıkartıp olay yerinden uzaklaştıklarının görüldüğü, mevcut görüntülerden yapılan inceleme ile hırsızlık olayını gerçekleştiren şahısların sanıklar … ve … olduğunun tespit edildiği, sanıklardan …’in müdafii eşliğinde yargılama aşamasında alınan savunmasında suç tarihinde gece vakti sayılan saat 02.00 – 03.00 sıralarında sanık … tarafından çalındığını kamera görüntülerinde gözüken elini kaldırarak işaret yapan kişinin kendisi olduğunu ancak kameraları görünce hırsızlık yapmadığını beyan ettiği, temyiz dışı sanık …’in alınan beyanında ise olay günü gece vakti bahse konu elektrikli motoru sanık … ile birlikte çaldıklarını …’in önden gittiğini kendisinin arkadan motosikleti sürüklediğini daha sonra …’in düz kontak yaparak elektrikli motoru çalıştırarak çaldığını, motoru sattıkları takdirde uyuşturucu alacaklarını …’in elektrikli motoru … Mahallesi’nde sattığı sırada kendisinin dışarıda beklediğini ve …’in motosikleti satmak için girdiği evin arka kapısından kaçarak gittiğini beyan ettiği, sanıkların bu şekilde gece vakti sayılan zaman dilimi içerisinde iştirak içerisinde bina ve eklentisinde yer alan ve olay tarihinde ayrı bir zincir kilidi ile kilitlenen motosikleti hırsızladıkları olaydan ötürü katılanın 35.000 TL zararının meydana geldiği, zararının sanıklar tarafından karşılanmadığı sabit görüldüğünden, sanıkların kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın miktarı, olayın gerçekleştiği yer dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sanıkların cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, duruşma açılarak devam olunan yargılama sırasında, sanıkların katılana yönelik hırsızlık suçunu işlediklerine dair tam bir vicdani kanaate varıldığı, suçun sübutuna ve vasıflandırılmasına yönelik ilk derece mahkemesinin kararında herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilemediği ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2.6.2020 tarihli ve 2017/19-45-2020/252 E.K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, TCK’nın 61. maddesinde cezanın belirlenmesinde izlenecek yöntemin düzenlendiği, temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent hâlinde sayılan suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile failin güttüğü amaç ve saik göz önünde bulundurularak, aynı Kanun’un 3/1. maddesindeki ‘Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.’ şeklindeki düzenleme de gözetilerek ilgili kanun maddesinde yer alan cezanın alt ve üst sınırları arasında bir ceza takdir edilmesinin gerektiği, takdir hakkının nasıl kullanıldığının da dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçelerle açıklanıp gösterileceği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin süreklilik arz eden kararlarında vurgulandığı gibi kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da ‘ölçülülük ilkesi’ gereğince makul bir denge bulunmasının gözetilmesinin gerektiği, Anayasa’nın 138. maddesinin 1. fıkrasındaki ‘Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.’ şeklindeki düzenleme karşısında da takdir hakkı kullanılarak belirlenecek cezanın vicdana, hak ve adalet anlayışına uygun olacağı, bu bağlamda dosya kapsamında yapılan incelemede yukarıdaki ilkelerin ne şekilde gözetildiği karar gerekçesinde yeterince açıklanıp tartışılmadan TCK’nın 61. maddesine aykırı olarak dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde alt sınırdan fazlaca uzaklaşıldığı anlaşıldığından sanıklar hakkında bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1 ve 62/1 maddeleri gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı ile güttükleri amaç ve saik gözetilerek alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmalarına, karar verilmiştir.
Sanık … kendisinde antisosyal kişilik bozukluğu olduğunu, bu nedenle askerlik yapamadığını ifade ettiğinden, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden suç tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32/1-2 maddeleri uyarınca akıl hastası olup olmadığı hususunda heyet raporu düzenlenmesinin istenildiği, düzenlenen raporda sanığın ceza sorumluluğunun etkilenmediğinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümlerde, dosya içerisinde yer alan Olay Araştırma CD İnceleme ve Tespit Tutanağı, bilirkişi raporu, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin raporu, temyiz dışı sanık …’in ikrar içerir beyanları ve sanığın savunmaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın gece vakti temyiz dışı sanık … ile birlikte katılanın eklenti niteliğinde olan bahçesine bıraktığı elektrikli motosikletini çaldıkları sabit kabul edilmiştir. Katılanın maddi zararının 35.000 TL olduğu ve sanığın adli sicil kaydı dikkate alındığında temel ceza belirlenirken bir miktar alt sınırdan ayrılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı bulunmadığı ve sanığın suç tarihi itibarıyla sahip olduğu hastalığın cezai sorumluluğunu etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin bölge adliye mahkemesinin gerekçesinin yeterli ve yasal olduğu kabul edilmiştir.

Ancak, İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada sanık …’in alınan savunmasında katılanın bildirdiği zarar miktarını ödemek istediğini bildirmesine rağmen zararın tazmini için sanığa makul bir süre verilmeksizin hükmün açıklandığı, bölge adliye mahkemesince açılan duruşmaya istinaden yapılan yargılama esnasında da katılanın bildirdiği zararın sanık tarafından karşılanıp karşılanmayacağı hususunun sorulmadığı, zarar tazmini için sanığa makul bir süre de verilmediği anlaşılmıştır. Sanığa zarar tazmini için makul bir süre tanındıktan sonra sonuca göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2023/154 Esas, 2023/834 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1/2-a maddesi uyarınca Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.