YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/279
KARAR NO : 2023/238
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2013 tarihli ve 2012/820 Esas, 2013/340 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Anılan karara karşı sanık ve sanık müdafii Av. … tarafından dosyaya sunulan temyiz ve eski hâle getirme talepli dilekçelerden sonra sanığın talepleri ile ilgili bir değerlendirme yapılmadan, sanık müdafiinin temyiz ve eski hâle getirme talebiyle ilgili olarak … Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.11.2013 tarihli ve 2012/820 Esas, 2013/340 Karar sayılı ek kararı ile sanık müdafiinin talebinin reddine karar verilmiştir.
3.Dairemizce, hükmün usûlüne uygun kesinleşmediğinden ve kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından bahisle 27.06.2022 tarihli ve 2022/1270 Esas, 2022/13373 Karar sayılı karar ile kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
II. GEREKÇE
Eski hale getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisi, 5271 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olduğundan ve sanığın 27.05.2013 tarihli dilekçesi ile sanık müdafiinin 22.07.2013 tarihli dilekçesindeki anlatımlardan temyiz başvurusu ile birlikte eski hale getirme isteminde de bulundukları anlaşıldığından, Mahkemenin 28.11.2013 tarihli ve 2012/820 Esas, 2013/340 Karar sayılı ek kararının yok hükmünde olduğu ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeden, yokluğunda verilen kararın sanığın MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre muhtara tebliğinin yapılması nedeniyle anılan tebliğ işlemi usûle aykırı olduğu gibi UYAP kayıtlarında gerekçeli kararın tebliğ edildiği 08.05.2013 tarihinde sanığın … E Tipi Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak gözüktüğünün de anlaşılması karşısında; anılan sebeplerle gerekçeli karar tebliğ işleminin geçersiz olması nedeniyle sanık ve müdafiinin eski hale getirme istemlerinin kabulü ile öğrenme üzerine sanık ve müdafii tarafından yapılmış olan temyiz istemlerinin de süresinde olduğu belirlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.” şeklinde yer alan düzenleme gereğince, yargılamanın yapıldığı esas mahkemesince sorgusu yapılmamış olan sanığa istinabe mahkemesince sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediğinin sorulması zorunludur.
İnceleme konusu dosyada, … Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/543 Talimat sayısı ile yapılan 01.10.2012 tarihli sorgusundan önce sanığa ifadesini yargılamanın yapıldığı esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmadığı gibi sanığın duruşmalardan vareste tutulmak istemediğini belirtmesi de dikkate alınmaksızın istinabe suretiyle sorguya çekildiği ve bu şekilde 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak yapılan sorgusu esas alınmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilerek savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmış, bu nedenlerle anılan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2013 tarihli ve 2012/820 Esas, 2013/340 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden sanık hakkındaki hırsızlık suçundan kurulan ve diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma kararının, sanığın hükümlü olarak bulunduğu hırsızlık suçuna ilişkin hükmün bozulmasına ilişkin olması nedeniyle anılan hükmün infazının durdurulmasına ve sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, bilgi edinilmesi amacıyla tahliye kararının bir örneğinin de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2023 tarihinde karar verildi.