Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2023/306 E. 2023/714 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/306
KARAR NO : 2023/714
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme

Sanık …’ın iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen kararlara yönelik temyiz isteği yönünden yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun’un 231/12. maddesi gereği itiraz yoluna tabi olduğu belirlenmiştir.
Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan neticeten hükmolunan1.000,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün, tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık … hakkında hırsızlık suçundan, sanık … hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2016 tarihli iddianamesi ile sanıkların gece vakti mağdurların iş yerine kepenk kilidini kırmak suretiyle girerek bozuk para çekmecesini içindeki 450-500,00 TL para, kimlik ve kredi kartı ile birlikte çaldıkları iddiasıyla hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143, 116/2-4, 151/1 ve 37/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle açılan kamu davası sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2016 tarihli ve 2016/16 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararı ile sanıkların hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 37/1, 142/2-h, 143, 168/2, 62/1, 116/2-4, 119/1-c, 62/1 151/1, 168/2, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün ve 1 yıl 8 ay hapis, 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi uyarınca iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz nedenleri;
Mağdurların iş yerine kimin girdiğini bilmediklerinden şikâyetçi olmamaları sebebiyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna;
B. Sanık … müdafiinin temyiz nedenleri;
1. Diğer sanıkların beyanları ile sanık … hakkında mahkûmiyet kararı verilemeyeceğine,
2. Mağdurların iş yerine kimin girdiğini bilmediklerinden şikâyetçi olmamaları sebebiyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna;
C. Sanık …’in temyiz nedenleri;
Lehe hükümlerin uygulanmadığı, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşmadığı şeklindeki gerekçelerle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna;
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.27.07.2015 günü mağdurlara ait bulunan … Ticaret isimli işyerine kepenk kilidi kırılıp pencere zorlanarak girildiği, içerisinde 450-500,00 TL para, kimlik ve kredi kartının bulunduğu çekmecenin çalındığı, olayla ilgili araştırmalar devam ederken temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’ün kolluk görevlilerine eylemi sanıklar … ve … ile birlikte gerçekleştirdiklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan ifadesinde tam saatini hatırlamadığı gece vaktinde üç kişi birlikte mağdurlara ait iş yerine gittiklerini, sanık …’ın levye ile iş yerinin kilidini ve kapısını açıp içeri girdiğini, kendisinin suça sürüklenen çocuk ile birlikte gözcülük yaptığını beyan ettiği, duruşmada benzer savunmasına ek olarak suç saatinin gece yarısı 00.00’dan biraz sonrası olduğunu ifade etmiştir.
3. Sanık … aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediğini belirtmiştir.
4. Temyiz dışı suça sürüklenen çocuk … soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan ifadesinde havanın karanlık olduğu bir vakitte kendisi gözcülük yaparken sanıklar … ve …’ın işyerine girdiklerini ve para aldıklarını söylediklerini beyan etmiş, duruşmadaki savunmasında ise suçu işlemediğini ve önceki ifadesini kabul etmediğini belirtmiştir.
5. 15.08.2015 tarihli Tutanak içeriğine ve tutanak tanıkları … ve …’in duruşmadaki beyanlarına göre suça sürüklenen çocuğun kolluk görevlilerini görerek eylemi sanıklarla birlikte gerçekleştirdiklerini ifade ettiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında İş Yeri Dokunulmazlığının İhlali ve Mala Zarar Verme Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarına Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, 5271 sayılı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararların temyizinin mümkün olmadığı anlaşıldığından ve aynı Kanun’un 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve mercinin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanığın dilekçesinin itiraz niteliğinde olduğu kabul edilerek kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin bu hükme yönelik temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
C. Sanık … Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanık hakkında yargılamaya konu 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca, sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden sorgusu yapılarak akabinde sanığa zorunlu müdafi atanmış ise de müdafi bulunmaksızın yapılan sorgusuyla yetinilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında hukuka aykırılık görülmüştür.

D. Sanık … Hakkında Hırsızlık ve İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden;
1.Mağdurların işyerinde meydana gelen hırsızlık eylemine ilişkin araştırmalar devam ederken temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’ün kolluk görevlilerini gördüğünde eylemi sanıklar ile birlikte gerçekleştirdiklerini ikrar ettiği, sanık …’ın aşamalardaki beyanlarında da yine atılı suçları hep birlikte işlediklerine dair dosya kapsamına ve oluşa uygun anlatımı, suç konusu iş yerinin kapalı olduğu saatte kapısına zarar verilmek suretiyle içeri girilmiş olduğu dikkate alındığında sanık … hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından mahkûmiyet hükmü verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Mahkemece iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçuna ilişkin değerlendirmede “suça meyilli kişilik yapısı dikkate alındığında ileride ve yeniden suç işlemekten çekineceği yönünde kanaat oluşmadığından TCK 51, CMK 231/5 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,” şeklinde karar verildiği, hırsızlık suçu yönünden hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla hapis cezasının ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine kanunen olanak bulunmadığından ve çalınan eşyanın değeri dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığından lehe hükümlerin uygulanmamasına dayanak olan gerekçenin yerinde, yeterli ve kanunî olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
4. İddianamede sevk maddesi olarak yazılmadığı halde ek savunma hakkı verilmeden iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 119/1-c maddesi ile artırım yapılması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226. maddesine aykırı davranılmasında hukuka aykırılık bulunmuştur.
5. İş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında “konut dokunulmazlığının ihlâli” olarak yazılması hukuka aykırı görülmüştür.
6. Mağdurlar … ve …’ın duruşmadaki beyanlarında zararlarının sanıkların babaları tarafından giderildiğini beyan etmiş iseler de, zararın tazmin edildiği tarihe ilişkin bir anlatımlarının mevcut olmadığı; buna göre zararın hangi tarihte giderildiği açıkça belirlenerek sonucuna göre soruşturma aşamasında giderildiğinin tespiti halinde 5237 sayılı Kanun’un 168/1. maddesinin, kovuşturma aşamasında giderildiğinin tespiti halinde ise aynı Kanun’un 168/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında hukuka aykırılık görülmüştür.
7. 5271 sayılı Kanun’un CMK’nın 324. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında yargılama giderlerinin neleri kapsayacağının, kimin tarafından belirleneceğinin, kime ve nasıl yükletileceğinin düzenlendiği, buna göre iştirak halinde her bir sanığın sebebiyet verdiği yargılama giderlerinin ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden ise paylarına düşen oranın belirlenerek karar verilmesi gerekirken yargılama giderlerinin eşit olarak alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2 maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli ve Mala Zarar Verme Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarına Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe başlığı altında (A) bendinde açıklanan nedenle sanığın kanun yolu başvurusunun itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Sanık … Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2016 tarihli ve 2016/16 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararırına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği REDDİNE,
C. Sanık … Hakkında Hırsızlık Suçundan, Sanık … Hakkında Hırsızlık ve İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (C), (D.4.), (D.5.), (D.6.) ve (D.7.) başlıklarında açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2016 tarihli ve 2016/16 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararında sanık … ve sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği isteme aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.