Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2009/21037 E. 2010/1634 K. 03.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/21037
KARAR NO : 2010/1634
KARAR TARİHİ : 03.02.2010

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Tapu Kaydının İptali-Aile Konutu Şerhi Konulması

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,peşin alınan harcın mahsubuna, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.03.02.2010 (çrş.)

(Muhalif) (Muhalif)

KARŞI OY YAZISI

Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından başkasına devri, diğer eşin açık rızasına bağlıdır. (TMK.md.194/1) Yasa “açık rıza”dan sözettiğine göre, örtülü rıza veya işleme onay verildiğine delalet eden bir takım davranışlardan çıkartılan rıza, yapılan işleme geçerlilik kazandırmaz. Dava konusu taşınmazın davacı ile eşinin aile konutu olduğunda bir çekişme bulunmamaktadır. Konut üzerinde hak sahibi olan eş, bu konutu davacının rızasını almaksızın diğer davalıya devretmiştir. Devir işlemi, davacı eşin açık rızası bulunmadığı için geçersizdir. Diğer eşin rızasının gerekmediğine ilişkin bir karar da bulunmamaktadır. Devir işlemini davacının biliyor olması, işleme açık rızasının bulunduğu anlamına gelmez. Yasa, bilmeyi değil, açık rızayı aramıştır. Devirden önce tapu kütüğünde konutla ilgili bir şerh bulunmadığına göre devralanın kazanımı, ancak, iyiniyetli olması halinde korunur. (TMK.md.1023) Toplanan delillerden, taşınmazı devralan davalının, yapılan işlemin aile konutuyla ilgili ve işlemin tarafının evli olduğunu bildiği, bu sebeple iyiniyetli olmadığı da gerçekleşmiştir. Öyleyse davanın kabulü gerekir. Açıklanan sebeple değerli çoğunluğun “onama” yönünde oluşan görüşüne iştirak etmiyorum.