YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9713
KARAR NO : 2010/11343
KARAR TARİHİ : 08.06.2010
MAHKEMESİ :Bakırköy 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :14.01.2009
NUMARASI :Esas no:2007/331 Karar no:2009/4
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, tazminat, nafaka, velayet, vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi; toplanan delillerden evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda başka bir kadınla ilişki kuran ve eşini evden kovan davacı-davalı kocanın tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı-davacı kadının ise kusuru ispat edilememiştir.Türk Medeni Kanununun 166/3.maddesi koşulları da oluşmamıştır.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Temyize hasren yapılan incelemeye gelince;
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3-Davacı-davalı kocanın açtığı boşanma davası kabul edilmiş, davalı-davacı kadının harcını yatırarak açtığı Türk Medeni Kanununun 174/1.madde kapsamındaki maddi tazminat davası ise kısmen kabul kısmen reddedilmiştir. Davacı-davalı kocaya, kabul edilen boşanma davası nedeniyle maktu ve maddi tazminat talebinin reddedilen miktarı üzerinden ise nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı-davacı kadına iki ayrı vekalet ücreti takdiri doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı-davalı kocanın kabul edilen boşanma davasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin davalı-davacı kadına yüklenmesi, davalı-davacı kadının birleşen maddi tazminat davasında yapılan yargılama giderlerinin ise kabul edilen ret oranına göre taraflardan tahsili gerekirken yazılı şekilde tamamının davacı-davalı kocaya yüklenmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 3. bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin ise yukarıda 2.bentte açıklanan nedenlerle ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.08.06.2010 (Salı)