Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2010/15839 E. 2012/1468 K. 26.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15839
KARAR NO : 2012/1468
KARAR TARİHİ : 26.01.2012

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVALILAR :1-… 2- …
DAVA TÜRÜ :Tapu İptali Tescil
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava konusu taşınmazın, davacı ve eşi davalı …’ın aile konutu olduğu tartışmasızdır. Konut üzerinde hak sahibi olan koca bu taşınmazını 07.04.2006 tarihinde diğer davalı …’ya satış suretiyle devretmiştir. Davacı, taşınmazın kendisinin rızası alınmadan devredildiğini ileri sürerek devre ilişkin tasarrufun iptalini istemiştir. Taşınmazı devralan davalılardan Musa, bu yeri kendisine devreden davacının eşi Hasan’a karşı 21.08.2006 tarihinde kayıttan kaynaklanan mülkiyet hakkına dayanarak “men’i müdahale ve ecrimisil” davası, devreden Hasanda devralana karşı “hile” sebebiyle tapu iptali ve tescil davası açmış, Hasan’ın açtığı davanın reddine, devralan davalı …’nın açtığı davanın kabulüne, davalının müdahalesinin men’i ile ecrimisile karar verilmiş, bu karar Yargıtay denetiminden geçerek 12.03.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Temyize konu dava ise bundan sonra 20.05.2009 tarihinde açılmıştır. Davacının taşınmazda oturması, “evlilik ilişkisine” dayanmakta ve kocasına tebaendir. Diğer bir deyişle kocası ile davacı arasında konutun kullanımı bakımından dolaylı ve dolaysız zilyetlik ilişkisi (TMK.md. 975) mevcuttur. Davacının zilyetliği kocası nedeniyledir. Yukarıda belirtilen davacının eşi ile devralan diğer davalı arasında görülen men’i müdale davası sonucunda verilen hüküm, davalı …’nın taşınmazdaki mülkiyet hakkının geçerli olarak oluştuğunun, davacı ile evli olan davalı …’ın taşınmazı kullanmalarının geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığının, diğer bir ifade ile davalı …’ın taşınmazı haksız olarak elinde bulundurduğunu kabul için kesin delil mahiyetindedir. Davacının, sözü edilen bu ilamın “tarafı” olmaması, davacı kocasına tebaen bu taşınmazda oturduğuna göre, ilamın bu vasfını ortadan kaldırmaz. Hal böyle olunca kullanımı haklı bir nedene dayanmayan taşınmaz “aile konutu” olsa bile, Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi gereğince rızası gereken eşe, artık devre ilişkin tasarrufun iptalini isteme hakkı vermez. Böyle bir durumda davacının “rızam yok tasarrufu iptal edin” şeklindeki iddiası, Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük ilkesine aykırıdır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanımını ise hukuk korumaz. Aksinin kabulü mülkiyet hakkı esas alınarak verilmiş bulunan ve kesin hüküm halini almış olan men’i müdahale kararını sonuçsuz bırakır. Öyleyse davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.26.01.2012(Per.)