Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2010/8049 E. 2010/13272 K. 01.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8049
KARAR NO : 2010/13272
KARAR TARİHİ : 01.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm 20.11.2008 tarihli tavzih kararı yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 455.maddesi gereğince tavzih kararıyla hükümde değişiklik yapılmasının mümkün bulunmadığının anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 01.07.2010 (prş.)

KARŞI OY
Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 69. madddesine göre, ölü olduğu halde aile kütüklerinde “sağ” görünenlere ait ölüm tutanakları ölüm olayını gösterir belge ile başvurulması halinde nüfus müdürlüklerince düzenlenir ve gerekli işlem yapılır. Aynı maddenin (2). bendinde “mahkeme kararları” ölümü belirten remi belgelerden sayılmıştır. Ne varki mahkeme kararına göre ilgili hakkında ölüm tutanağı düzenlenebilmesi ve ölümün nüfusa idarece tescil edilebilmesi için ölüm tarihinin bilinmesi zorunludur.
Mahkemece verilen “ölümün tespitine” ilişkin kararda, ölü olduğu belirlenen … doğumlu …’in hangi tarihte öldüğüne ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Hüküm bu yönüyle müphem ve gayrivazıhtır. Müphem ve gayrivazıh hükümlerin, tavzih yoluyla (HUMK. m.455-458) açıklığa kavuştulacağı ise tartışmasızdır. Davacı Hazine vekili, bu haliyle ilamın infaz edilemediğini ileri sürerek, ilgilinin ölüm tarihinin gün ay ve yıl olarak belirlenmesi için hükmün tavzih edilmesini istemiş, mahkemece; “…’in öldüğü tarihin gün ay ve yıl olarak ispat edilemediğinden” dolayı tavzih isteği reddedilmiştir. Başka bir ifade ile mahkeme, hükmünün tavzihi gerektirdiğini esas itibarıyla benimsemiş, ancak tavzih edilmesi istenen hususun ispat edilemediğini belirterek, isteği bu sebeple reddetmiştir. Tavzih isteğine ilişkin dilekçe diğer tarafa tebliğ edilmeden o tarafa cevap verme imkanı tanınmadan, lüzumu halinde iki tarafın şifahi açıklamasını almak üzere celp ve davet olunmadan isteğin karara bağlanması usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple değerli çoğunluğun “tavzih yoluyla hükümde değişiklik yapılamayacağı” gerekçesine dayanan onama düşüncesine iştirak etmiyorum.