Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2011/10696 E. 2011/10874 K. 20.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10696
KARAR NO : 2011/10874
KARAR TARİHİ : 20.06.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Kayyım Atanması

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle Türk Medeni Kanununun 427. maddesi gereğince kayyım atanmış olduğunun anlaşılmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Kayyımın sıfatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Miras ortaklığı temsilcisi (TMK.md.640) özel kayyım niteliğindedir. Türk Medeni Kanununun 431. maddesi uyarınca vasi tayininde usul kayyım (mümessil) için de uygulanır. Türk Medeni Kanununun 422. maddesi gereğince vasinin sıfatına karşı yapılan itirazları veya vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme görevi ile ilgili yasal hükümlerin mümessile yapılan itirazın yada kaçınma sebeplerinin incelenmesinde de gözetilmesi zorunludur. Vesayet makamının itirazı ret etmesi halinde itirazı denetim makamının incelemesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 397. maddesinde belirtilen denetim makamı görevi; Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. (5133 s.K. md.2-3, TMK. md.397/2) Öyle ise miras ortaklığı temsilcisinin (TMK.md.640/3) şahsına yönelik itiraza ilişkin dilekçenin görev yönünden reddiyle yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde değerlendirilip gereği yapılmak üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekli olmuştur.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 1.bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, hükmün 2. bentte açıklanan sebeple dilekçenin görev yönünden reddi ile dosyanın yukarıda açıklanan doğrultuda gereği yapılmak üzere mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, oybirliğiyle karar verildi. 20.06.2011 (Pzt.)

KARŞI OY YAZISI

3561 sayılı Kanun, kamu düzeniyle ilgilidir. Bu Kanuna göre, uzun süreden beri bulunamayan veya oturduğu yer bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı üzerindeki “Hazine’nin menfaatlerinin korunmasını sağlamak üzere” mahallin en büyük mal memuru kayyım atanır. (m.1,2) Böyle bir kimsenin malvarlığı üzerindeki kişinin kendi hak ve menfaatlerinin korunması Defterdar’ın görevi değildir ve bu yasa kapsamına girmez. Koşulları varsa, mirasçıları ölüme bağlı hakları kullanmak üzere “gaiplik” kararı isteyebilirler. Ortada “yönetimi kimseye ait olmayan bir malvarlığı”da söz konusu olmadığına göre, 3561 sayılı Yasaya göre kayyım atanmasını gerektiren şartlar bulunmamaktadır. Davanın reddi gerekirken, bu kişinin malvarlığı üzerindeki hak ve menfaatlerini korumak üzere Defterdarın görevlendirilmesi yasaya aykırıdır. Usulün 439. maddesi gereğince kanunun sarih maddesine muhalif hüküm, bu husus temyiz sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa bile bozulabilir. Açıklanan sebeple değerli çoğunluk görüşüne katılmıyorum
.