Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/18675 E. 2012/23733 K. 08.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18675
KARAR NO : 2012/23733
KARAR TARİHİ : 08.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 24.04.2012 gün ve 5745-10477 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 203.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 43.90 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 08.10.2012 (Pzt.)

(Muhalif)

Mahkemece, tarafların boşanmalarına, 1995 ve 2000 doğumlu iki ortak çocuğun velayetlerinin davalı-davacı anneye bırakılmasına, kadın yararına her bir çocuk için ayrı ayrı 500’er TL. iştirak nafakası, 1500 TL. yoksulluk nafakası ile 250.000 TL. maddi, 25.000 TL. manevi tazminata hükmedilmiştir. Taraflar 1982 yılında evlenmiştir. Davacı-davalı kocanın seracılık işi yaptığı ayrıca apart olarak kiraya verilen toplam 1.280.000 TL. değerinde içinde işyeri ve bağımsız bölümler bulanan taşınmazları ve on dönüm civarında serası bulunduğu; davalı-davacı kadının ise ev hanımı olduğu kocası ve ailesinin destek ve yardımlarıyla geçindiği anlaşılmaktadır. Maddi tazminat bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Kocanın ödeyeceği iştirak ve yoksulluk nafakaları göz önüne alındığında; öncelikli amaç bu nafakaların ödenmesinin garantiye alınmasını sağlamak olmalıdır. Bu kadar yüksek miktardaki maddi tazminatın ödenmesi malvarlığının önemli bir kısmının elden çıkmasına yol açabilir. Bu durum da nafakaların ödenmesini tehlikeye atar. Açıkladığım nedenlerle, davalı-davacı kadın yararına hükmedilen maddi tazminat fazla olmuştur. Daha az ve uygun miktarda maddi tazminata hükmedilmek üzere hüküm bozulmalıdır. Karar düzeltme isteğinin sadece maddi tazminat hükmü yönünden kabulü gerektiğini düşünüyorum.