YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6193
KARAR NO : 2012/25755
KARAR TARİHİ : 23.10.2012
MAHKEMESİAile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ:Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 23.10.2012 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Boşanmada maddi tazminat, boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaatin karşılığıdır. Buradaki zedelenen menfaat “kavramı, Borçlar Hukukundaki “zarar” kavramından farklı “sui generis (kendine özgü)” bir yapıdadır. Bu nedenle, Borçlar Hukukunda bir kısım zararları hesaplama olanağı mevcutken, zedelenen menfaati hesaplama olanağı yoktur. Zedelenin menfaat karşılığı olarak maddi tazminat; hakim tarafından bir takım ölçütlere göre takdir edilecektir. Yasada bu durum “uygun bir maddi tazminat” olarak ifade edilmiştir. Boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaat, evlilik nedeniyle eşin sağladığı bakım, barınma, … ve normal yaşam faaliyetinin gerektirdiği sosyal ihtiyaçların karşılığıdır. Kısaca buna kesilen desteğin karşılığı da diyebiliriz. Açıklanan nedenlerle; “zedelenen menfaat” , Borçlar Hukukundaki “zarar” dan daha geniştir. Maddi tazminatın miktarı; evlilik süresi ve talep eden eşin boşanmadan sonra yeniden evlenme olasılığı tarafların ekonomik durumu; boşanmadaki kusur derece ve yoğunluğu; eşin diğer eşin sosyal güvenlik imkanlarından yararlanma hakkının ortadan kalkması; boşanmayla yaşam standardının düşecek olması; boşanmadan sonra yoksulluk nafakası ve diğer eşin malvarlığından tasfiye ve diğer artış payı alabilme durumu; toplumun genel yapısı ve yaşam koşulları gibi ölçütler değerlendirilip ve Türk Borçlar Kanununun 50, 51 ve 52. maddeleri de kıyasen uygulanmak suretiyle takdir edilmelidir.
Manevi tazminat miktarının takdirinde de; maddi tazminatın belirlenmesindeki ölçütlerle birlikte, Türk Borçlar Kanununun 50, 51, 52 ve 58/1 maddelerinin özellikle kusur dağılım ve derecesi boşanmaya neden olan ve eşin kişilik haklarına saldırı teşkil eden olayın saldırıya uğrayan eşde bırakacağı objektif zedelenme etkisi gözönüne alınmalıdır.
Somut olaya geldiğimizde; evlilik yaklaşık yedi yıl sürdürülerek boşanma davası açılmış olup; tarafların her ikisi de üniversite mezunu ve Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde çalışan kamu görevlisi olarak maaş almaktadır. Tazminat talep eden eş, dava tarihinde otuziki yaşında ve taraflar velayete tabi bir çocuğa sahiptir. Tarafların her ikisinin de maaşları dışında başkaca gelir ve malvarlığının bulunmadığı aileleri yanında yaşamak istemedikleri takdirde kira parası vermek durumunda oldukları anlaşılmaktadır. Mahkemenin velayeti anneye verilen ortak çocuk için davalı babanın aylık 300 TL. iştirak nafakası ödemesine hükmettiği görülmektedir. Boşanmada kusur, hakaret ve eşine basit nitelikte fiziksel şiddet davranışı nedeniyle tamamıyla davalı kocadadır. Kocanın hükmedilen tazminatları karşılayacak bir malvarlığı ve parasal birikimi saptanmamıştır. Tazminatların miktarı, kocanın gelirine göre, tasarruf edebileceği ve makul borçlanabilme limitinin üstündedir. Açıklanan bütün ölçütler gözönüne alındığında, mahkemece davacı kadın yararına hükmedilen 15.000 TL. maddi, 15.000 TL. manevi tazminatın fazla olduğunu ve bu nedenle daha az /uygun miktarda tazminatlara karar verilmek üzere; hükmün sadece bu yönlerden bozulması gerektiğini düşünüyorum.