Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/7053 E. 2012/24976 K. 17.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7053
KARAR NO : 2012/24976
KARAR TARİHİ : 17.10.2012

MAHKEMESİ :Konya 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :26.01.2012
NUMARASI :Esas no:2011/78 Karar no:2012/102

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı, 12.04.2011 tarihli oturumda kendisi ve çocuğu için nafaka istemediğini bildirmiş, sonrasında da bir nafaka isteğinde bulunmamıştır. Bu beyan, beyanın ihzar edildiği tarihe kadar ki nafaka hakkından ve hükümle birlikte tayini mümkün olan yoksulluk ve iştirak nafakasından feragat anlamına gelmektedir. Bu husus dikkate alınmadan davacı yararına ve müşterek çocuk için dava tarihinden geçerli olacak şekilde tedbir nafakasına ve davacı yararına yoksulluk ve çocuk yararına da iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru değildir (HMK.md.26/1).
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.17.10.2012 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Hakim, tarafların “talep sonuçlarıyla” bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, “tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin” kanun hükümleri saklıdır (HMK.md.26). iştirak nafakasına ilişkin düzenleme (TMK.md.182 f.II) Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26 f. II maddesi hükmünde yer alan “hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümlerinden” biridir. Bilindiği üzere velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisini düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
Dolayısıyla Yargıtay’ın “İŞTİRAK NAFAKASINDA İSTEK AŞILAMAZ” düşüncesine katılmadığım gibi “İŞTİRAK NAFAKASI İSTEMEYENE VERİLEMEZ” düşüncesine de aynı gerekçelerle katılamıyoruz. Yeter ki iştirak nafakası yükümlüsünün ekonomik durumu uygun olsun.
Bilinmelidir ki aile mahkemesi çocuğu ana ve babasına karşı da korumak ve onun üstün menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür. İştirak nafakası yükümlüsünün ekonomik durumu dikkate alındığında yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı düşüncesindey
KARŞI OY YAZISI
Boşanma davası sırasında annenin, henüz doğmamış olan iştirak nafakasından çocuğun menfaatine aykırı olarak feragati geçersizdir. Bu bakımdan çocuk için takdir edilen iştirak nafakası yönünden bozmaya iştirak etmiyorum.