Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/8203 E. 2012/25574 K. 22.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8203
KARAR NO : 2012/25574
KARAR TARİHİ : 22.10.2012

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm tümü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
22.10.2012 (Pzt.)
Boşanmada maddi tazminat, boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaatin karşılığıdır. Buradaki “zedelenen menfaat” kavramı, Borçlar hukukundaki “zarar” kavramından farklı “sui generis (kendine özgü) ” bir yapıdadır. Bu nedenle, Borçlar Hukukunda bir kısım zararları hesaplama olanağı mevcutken, zedelenen menfaatin hesaplama olanağı yoktur. Zedelenen menfaat karşılığı olarak maddi tazminat; hakim tarafından bir takım ölçütlere göre takdir edilecektir. Yasada bu durum “uygun bir maddi tazminat” olarak ifade edilmiştir. Boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaat, evlilik nedeniyle eşin sağladığı bakım, barınma, … ve normal yaşam faaliyetinin gerektirdiği sosyal ihtiyaçların karşılığıdır. Kısaca buna kesilen desteğin karşılığı da diyebiliriz. Açıklanan nedenlerle; “zedelenen menfaat”, Borçlar hukukundaki “zarar” dan daha geniştir. Maddi tazminat; evlilik süresi ve talep eden eşin boşanmadan sonra yeniden evlenme olasılığı; tarafların ekonomik durumu; boşanmadaki kusur derece ve yoğunluğu; eşin diğer eşin sosyal güvenlik imkanlarından yararlanma hakkının ortadan kalkması, boşanmayla yaşam standardının düşecek olması boşanmadan sonra yoksulluk nafakası ve diğer eşin malvarlığından tasfiye ve değer artış payı alabilme durumu; toplumun genel yapısı ve yaşam koşulları gibi ölçütler değerlendirilip ve Türk Borçlar Kanununun 50,51 ve 52. maddeleri de kıyasen uygulanmak suretiyle takdir edilmelidir.

Manevi tazminat miktarının takdirinde de maddi tazminatın belirlenmesindeki ölçütlerle birlikte Türk Borçlar Kanununun 50,51, 52 ve 58/1. maddelerinin özellikle kusur dağılım ve derecesi, boşanmaya neden olan ve eşin kişilik haklarına saldırı teşkil eden olayın, saldırıya uğrayan eşde bırakacağı objektif zedelenme etkisi gözönüne alınmalıdır.
Somut olaya geldiğimizde mahkemece davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği ve eşine hakaret ettiği ve boşanmaya neden olan olaylarda kusurun tamamen davalı kocada olduğu kabul edilerek; boşanmayla birlikte davacı kadın yararına aylık 250 TL.yoksulluk nafakası, 12.000 TL.maddi, 10.000 TL. manevi tazminat ve velayeti kendisine verilen ortak çocuk nedeniyle aylık 250 TL.iştirak nafakasına hükmedilmiştir. Davalı kocanın lise mezunu olduğu, işçiyken işinden çıkartıldığı, babasına yardım ederek onun desteğiyle yaşamını sürdürdüğü, düzenli bir gelir/malvarlığının bulunmadığı; buna karşılık davacı kadının da üniversite mezunu ve ev hanımı olduğu, kendi ailesinin yanında onların desteğiyle yaşamını devam ettirdiği, herhangi bir gelir/malvarlığının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tazminatlara ilişkin ölçütler gözönüne alındığında; davalının hükmedilen miktarda tazminatları karşılayabilecek bir malvarlığı ve geliri bulunmadığı gibi tasarruf yapmak ve borçlanmak suretiyle de bunları karşılayabilecek durumu bulunmamaktadır. Öyleyse; hükmedilen hem maddi hem de manevi tazminat orantısız/fazla olmuştur. Hükmün daha az/uygun miktarlarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmek üzere sadece bu yönlerden bozulması gerektiğini düşünüyoruz.