YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8206
KARAR NO : 2012/25575
KARAR TARİHİ : 22.10.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı koca tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 22.10.2012 (Pzt.)
Boşanmada maddi tazminat, boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaatin karşılığıdır. Buradaki “zedelenen menfaat” kavramı, Borçlar hukukundaki “zarar” kavramından farklı “sui generis (kendine özgü) ” bir yapıdadır. Bu nedenle, Borçlar Hukukunda bir kısım zararları hesaplama olanağı mevcutken, zedelenen menfaati hesaplama olanağı yoktur. Zedelenen menfaat karşılığı olarak maddi tazminat; hakim tarafından bir takım ölçütlere göre takdir edilecektir. Yasada bu durum “uygun bir maddi tazminat” olarak ifade edilmiştir. Boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaat, evlilik nedeniyle eşin sağladığı bakım, barınma, … ve normal yaşam faaliyetinin gerektirdiği sosyal ihtiyaçların karşılığıdır. Kısaca buna kesilen desteğin karşılığı da diyebiliriz. Açıklanan nedenlerle; “zedelenen menfaat”, Borçlar hukukundaki “zarar” dan daha geniştir. Maddi tazminatın evlilik süresi ve talep eden eşin boşanmadan sonra yeniden evlenme olasılığı; tarafların ekonomik durumu; boşanmadaki kusur derece ve yoğunluğu; eşin diğer eşin sosyal güvenlik imkanlarından yararlanma hakkının ortadan kalkması, boşanmayla yaşam standardının düşecek olması boşanmadan sonra yoksulluk nafakası ve diğer eşin malvarlığından tasfiye ve değer artış payı alabilme durumu; toplumun genel yapısı ve yaşam koşulları gibi ölçütler değerlendirilip ve Türk Borçlar Kanununun 50,51 ve 52. maddeleri de kıyasen uygulanmak suretiyle takdir edilmelidir. …/…
Somut olaya geldiğimizde; taraflar henüz dokuz aydır evliyken boşanma davası açılmıştır. Ortak çocuk bulunmamaktadır. Tazminat talep eden davalı kadının 1991 doğumlu olduğu, bir işte çalışmadığı, akşam lisesinde öğrenci olduğu, ailesinin yanında ve onların desteğiyle yaşamını sürdürdüğü, herhangi bir gelir/malvarlığı bulunmadığı; buna karşılık davacı kocanın ise, işçi olarak aylık 1000 TL. çevresinde geliri bulunduğu, ailesinin yanında kaldığı, başkaca gelir/malvarlığı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece boşanmaya; davacı kocanın ailesinin evlilik birliğine haksız müdahalesine karşı çıkmaması, eşinin giyim tarzını haklı olmayan gerekçelerle kısıtlama getirmesi ve eşiyle birlikte yaşamaktan kaçınması, buna karşılık davalı kadının da kocasına hakaret etmesi şeklindeki kusuru davranışlarının neden olduğu, boşanmaya neden olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte, davalı kocanın daha fazla kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiştir. Boşanmayla birlikte, davacı kadın yararına aylık 300 TL. yoksulluk nafakasına ve 15000 TL. maddi, 10.000 TL. manevi tazminata hükmedilmiştir. Maddi tazminat miktarının takdirine esas ölçütler göz önüne alındığında hükmedilen maddi tazminat miktarı, orantısız/fazla olmuştur. Kocanın hükmedilen yoksulluk nafakası ile manevi tazminat dışında, bu miktarda maddi tazminatı karşılayacak bir malvarlığı ve parasal birikimi saptanmamıştır. Kocanın gelirine göre maddi tazminat miktarı makul tasarruf ve borçlanabilme limitinin üzerindedir. Daha az/uygun miktarda maddi tazminata hükmedilmek üzere, hükmün sadece bu yönden bozulması gerektiğini düşünüyoruz.