YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4584
KARAR NO : 2014/14996
KARAR TARİHİ : 30.06.2014
Taraflar arasındaki “nafaka” davası ile davalı tarafından bağımsız olarak açılan “boşanma” davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (koca) tarafından her iki, dava yönünden, davacı-davalı (kadın) tarafından da, temyize cevap dilekçesinde (katılma yoluyla), lehine hükmedilen nafakanın mikarı yönünden temyiz edilmekle evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa 31.3.2011 tarihli 6217 sayılı Kanunla ilave edilen Geçici 3. maddenin (1). fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemelerinin Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun temyize ilişken yürürlükteki hükümlerinin”, aynı maddenin (2.) fıkrasında da, “Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 427 ila 454’ncü madde hükümlerinin uygulnmasma devam olunacağı” öngörüldüğünden temyiz isteğinin süresinde olup olmadığı, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin hükünlerine göre belirlenmiştir.
Davada, davalı-davacı (koca)’yı, avukat … ve avukat … temsil etmiştir. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.(Teb.K.m.11/1)
Temyiz edilen karar, temyiz eden davalı-davacı (koca) vekili avukat …’e 20.11.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, söz konusu karar yasada (HUMK. m. 432/1) öngörülen on beş günlük süre geçtikten sonra 18.12.2013 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir. Bu durumda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 tarihli ve 3/4 sayılı kararı gözetilerek davalı- davacı (koca)’ınn temyiz talebinin süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı-davalı (kadın)’ın katılma yoluyla temyizine gelince:
Hükmü süresinde temyiz etmemiş olan tarafın, diğer tarafın temyizine cevabında (HUMK. m. 433/2) yer alan temyiz itirazlarının incelenebilmesi, asıl tarafın süresinde yapılmış geçerli hukuken bir temyiz talebinin mevcut olmasına bağlıdır. Asıl temyiz eden tarafın temyiz talebi süresinde değil ise, başka bir ifade ile hükmü temyiz süresi geçtikten sonra temyiz etmişse, kendi temyiz süresini geçirmiş olan karşı taraf, temyize cevap dilekçesiyle hükmü temyiz edemez. Bu bakımdan temyiz eden tarafın temyiz talebi süresinde olmadığına göre, kendi temyiz süresinin geçirmiş olan davacı-davalı (kadın) vekilinin, diğer tarafın temyizine cevap dilekçesindeki temyiz itirazları da incelenmemiştir.
SONUÇ: Davalı-davacı (koca) vekilin temyiz talebinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple REDDİNE, davacı-davalı (kadın) vekilinin temyize cevap dilekçesinde yer alan temyiz talebinin ise yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.30.06.2014(Pzt.)