Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/16677 E. 2015/22919 K. 02.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16677
KARAR NO : 2015/22919
KARAR TARİHİ : 02.12.2015

MAHKEMESİ : Sakarya 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 10/07/2014
NUMARASI : 2013/604-2014/515

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından, kadın lehine hükmedilen manevi tazminat, nafakalar, ziynet alacağı ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadın, dava dilekçesinde, talep ettiği ziynet eşyalarını davalı erkeğin bozdurarak arsa aldığını ve iade etmediğini iddia etmiş ise de, bu iddiasını ispatlayamamıştır. Davacı kadın delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığına göre, ispatlanamayan ziynet alacağı talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı dava dilekçesinde manevi tazminat talep etmemiştir. Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK. md. 141/1). Davacı, 22.5.2014 tarihli dilekçe ile tahkikat aşamasında manevi tazminat talep etmiştir. Bu talep iddianın genişletilmesi niteliğindedir. Davacı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. O halde, davacının usulüne uygun olmayan manevi tazminat (TMK md. 174/2, talebi hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilecek yerde, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
4-Velayet düzenlenirken; gözönünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “üstün yararı” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi md. I; TMK md. 339/1, 34.3/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu md. 4/b)’dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken: onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gözönünde tutulur. Bu sebeplerle Mahkemece 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan inceleme ve rapor istenip; müşterek çocuğun velayetinin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında yararının olduğunun saptanması ile diğer deliller de gözönüne alınarak velayet konusunda bir karar verilmesi gerekirken; bu hususta eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3 ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümün ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02.12.2015 (Çrş.)