YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18741
KARAR NO : 2015/17526
KARAR TARİHİ : 06.10.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Velayetin Değiştirilmesi veya Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle değişen koşullara göre kişisel ilişkinin yeniden istenilmesinin mümkün bulunmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
Davacıya, boşanma kararıyla tanınan kişisel ilişki hakkı, “ çocuklarını, görüş için aldığında velayete sahip olan anneye teslim etmemek suretiyle bu hakkını kötüye kullandığı” gerekçesiyle … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 21.03.2012 tarihli kararıyla alınmış, karar 04.07.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Eldeki dava, velayetin anneden alınarak davacıya verilmesi, bunun kabul edilmemesi halinde kaldırılan kişisel ilişki hakkının iadesi isteğine ilişkin olup, 01.08.2014 tarihinde açılmıştır. Mahkemece, her iki istek de reddedilmiştir.
Velayet sahibinin değiştirilmesini gerektiren bir durumun ve olgunun bulunmadığı anlaşıldığına göre, davacının bu yöndeki isteğinin reddi doğrudur. Ne var ki, davacı çocukların babasıdır. İstanbul’da kendi ailesiyle yaşamaktadır. Çocuklardan … 2003 doğumlu olup (12), diğer çocuk … ise 2008 doğumlu olup (7) yaşındadır. Anneleriyle birlikte …’de ikamet etmektedirler. Davacıya, boşanma kararıyla tanınan kişisel ilişki hakkının alınmasını gerektiren sebep, görüş için aldığı çocuklarını kişisel ilişki süresi sonunda teslim etmekten kaçınması ve çocukları haksız olarak alıkoymasıdır. Davacı, 13.10.2012 tarihinde gerçekleşen bu eyleminden dolayı … 12.Sulh Ceza Mahkemesinin kararıyla cezalandırılmıştır.
Başka bir ifade ile davacı davranışının sonucunu görmüş ve cezasını çekmiştir. Bundan sonra da kişisel ilişki hakkını amacına ve yükümlülüklerine aykırı olarak kullanacağına, kişişel ilişki sebebiyle çocukların huzurunun ciddi olarak tehlikeye gireceğine dair dosyada bir delil ve önemli bir sebep mevcut değildir. Ana ve babası ayrı olan çocukların, ana ve babalarıyla düzenli biçimde ve doğrudan kişisel ilişki kurma hakkı, sadece çocukların değil, ana ve babanın da hakkıdır. Bu tür bir kişisel ilişki, sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya engel olunabilir. İdrak çağındaki çocuğun görüşü de, menfaatiyle bağdaştığı takdirde önem taşır. Çocuk, kendisini ilgilendiren bir davada, kişisel ilişki kurulmasının ve sürdürülmesinin kendisi için taşıdığı önem hakkında yeterince bilgilendirilmeden beyan ettiği görüş, tek başına hükme esas alınamaz. Dosyada, babayla çocukların kişisel ilişkisine engel olunmasının, çocukların yüksek yararına olduğuna ilişkin bir sebep ve olgu bulunmadığına göre, babaya çocuklarıyla uygun süreli kişisel ilişki kurma ve sürdürme hakkı tanınmalıdır. Hükmün bu sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.06.10.2015