Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/19996 E. 2016/13494 K. 03.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19996
KARAR NO : 2016/13494
KARAR TARİHİ : 03.10.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı kadının adli yardım isteminin 24.10.2014 tarihli ara karar ile kabul edildiği, kadın vekili tarafından verilen cevap dilekçesinin sonuç bölümünde “davacının kusurlu bulunması sebebiyle davacının, davasının reddine, müvekkilin bu davada davacı taraf olarak kabul edilip, tarafların boşanmasına” karar verilmesini istediği, son duruşmada ise “davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesi” yönünde beyanda bulunduğu, bu haliyle, cevap dilekçesinin karşı dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından her dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Ne var ki, sadece erkeğin davası hakkında hüküm kurulup, kadının karşı davası hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Gerçekleşen duruma göre kadının davası hakkında da olumlu olumsuz karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre erkek tarafından açılmış olan asıl dava hakkında yeniden hüküm kurulması gerekli hale geldiğinden, diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 27.09.2016 (Salı)

KARŞI OY YAZISI

Davalı vekili tarafından verilen 16.10.2014 havale tarihli dilekçe davaya cevap dilekçesi niteliğinde olup, dilekçenin konu başlığında beyanların bildirilmesi açıklaması yapılmıştır. Dilekçenin içeriği tamamen davacı yanın iddialarına cevap ve karşı vakıaların bildirilmesine yöneliktir. Cevap dilekçesinde karşı davadan bahsedilmeyip, sadece sonuç kısmında davalının bu davada davalı sıfatının kabul edilmesinin hukuka aykırı olacağı aksine kusur durumuna göre davacı taraf olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki açıklama, bu dilekçeye karşı dava niteliği kazandırmaz ve usulüne uygun olarak açılmış bir karşı davanın varlığından bahsedilemez. Bu sebeple sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. İşin esasına girilerek temyiz incelemesi yapılması gerektiği görüşündeyim.