Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/20251 E. 2016/14196 K. 31.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20251
KARAR NO : 2016/14196
KARAR TARİHİ : 31.10.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen maddi ve manevi tazminat ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilerek, karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulüne karar verilmiş ise de; kadına mahkemece isnat edilen hakarete ilişkin tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğu, yine kadına isnat edilen güven sarsıcı davranış vakasına ise erkek tarafından dava dilekçesinde vakıa olarak dayanılmadığı anlaşılmaktadır. Usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen (HMK m. 137, 140/3, 187) vakıa esas alınarak kadına kusur yüklenemez. Davacı-karşı davalı erkeğin mahkemece belirlenen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışı karşısında mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, kadının birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu hale göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyleyken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru değilse de, erkeğin boşanma davasında verilen boşanma kararı sonuç itibariyle doğru olup, kararın kusura ilişkin gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiş (HUMK m.438/son), davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu anlaşılmış olup, Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Bu duruma göre davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine göre kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiştir.
3-Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, “çocuğun üstün yararı” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.1; TMK m.339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m.4/b) dir. Çocuğun üstün yararını belirlerken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelimişinin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Ortak çocuk Beren 25.01.2010 doğumludur. Çocuğun yaşı gözetildiğinde anne sevgi, şefkat ve ilgisine muhtaç çağda olduğu anlaşılmaktadır. Davadan önce ve dava esnasında tedbiren babaya verilene kadar sürekli anne yanında kalmış olup, annenin velayet görevini ihmal ettiği veya kötüye kullandığına ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Dosya içerisinde bulunan uzman raporuna göre her iki tarafında ebeveyinlik bilinç ve sorunmululğuna sahip olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Bütün bu açıklamalar karşısında; ortak çocuğun velayet düzenlemesi konusundaki üstün yararının, velayetinin anneye bırakılması olduğu anlaşılmaktadır. Durum böyle iken; mahkemece çocuğun geçerli üstün yararı olmadığı halde, yazılı şekilde velayetinin davalı babaya bırakılması isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin yukarıda 1.bentte gösterilen sebeple kusura ilişkin gerekçe düzeltilmek suretiyle ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 31.10.2016 (Pzt.)