YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2386
KARAR NO : 2015/18874
KARAR TARİHİ : 20.10.2015
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 20.10.2015 günü duruşmalı temyiz eden davalı … vekili Av. … ile karşı taraf davacı … ile vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden,mahkemenin de kabulünde bulunduğu üzere, davalı kadının eşine ve eşinin annesine hakareti, güven sarsıcı davranışı ile davacı erkeğin, annesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kalması ve güven sarsıcı davranışından sonra evlilik birliği devam etmiş, bu olaylar en azından hoşgörü ile karşılanmıştır. Mahkemece, evlilik birliğinin sona ermesine neden olan olaylar olarak; davacı erkeğin evin kilidini değiştirmesi, davalı kadının ise evden ayrılması gösterilmiş ve hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmemiştir. Fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi değildir. Terk hukuki sebebine dayalı bir dava da bulunmamaktadır. Davacı erkeğin, hoşgörü ile karşılanan olaydan sonra başka bir güven sarsıcı davranışta bulunduğu da kanıtlanamamıştır. Müşterek evin kilidini değiştiren davacı erkek evlilik birliğinin sona ermesine neden olan olaylarda tam kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde “evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği” hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK md.166/2).
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2- Davalı kadının, ziynet eşyası alacağı konusunda usulen harcı ödenerek açılmış bir dava veya karşı davası bulunmadığı gözetilerek, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda l. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 1100.00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20.10.2015 (Salı)