Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2016/14002 E. 2018/629 K. 16.01.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14002
KARAR NO : 2018/629
KARAR TARİHİ : 16.01.2018

….
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, mahkemece hükmolunan nafakalar ve tazminatlar ile kadının bağımsız tedbir nafakasının artırılmasına ilişkin davası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 16.01.2018 günü tebligata rağmen taraflar adına gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olmasının yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gerekir (TMK.m. 174/2).
Somut olayda, davacı kadın TMK’nun 166/son maddesi uyarınca boşanma davası açmış, mahkemece, boşanma davası kabul edilmiş ve erkeğin eşine ayrı bir ev tahsis etmediği, kadını babaevine bıraktığı, eşiyle ilgilenmediği, ihtiyaçlarını karşılamadığı, bir daha da arayıp sormadığı gerekçesiyle erkek tam kusurlu bulunarak tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamından, gerek kadının davasına dayanak teşkil eden ve erkeğin ayrı hane açmadığı tespitiyle reddine karar verilen önceki davada, gerekse fiili ayrılık süresi içinde, davalının, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir kusuru ispatlanamamıştır. Ne var ki, ilk boşanma davasını açarak, fiili ayrılığa neden olan ve eşine bağımsız konut temin etmeyerek önceki boşanma davasında kusurlu bulunan davalı erkek mahkemenin de kabulünde olduğu üzere tam kusurludur. Ancak, erkeğin reddedilen davayı açarak, fiili ayrılığa sebebiyet vermesi ve bağımsız konut temin etmemesi, dışında kalan mahkemece erkeğe yüklenen diğer kusurlu eylemler, önceki davada erkeğe kusur olarak isnad edilmediği, bir başka deyişle bağımsız konut temin etmeme dışında kalan vakıalar reddine karar verilen boşanma davasının gerekçesine konu edilmeyerek kararın kesinleştiği, tarafların reddine karar verilen dayanak dava tarihinden bu yana da ayrı yaşadığı, dikkate alındığında fiili ayrılığa neden olma ve eşine bağımsız konut temin etmeme dışında kalan vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenmeyeceğinin kabulü gerekir. Gerçekleşen ve erkeğe kusur olarak isnadı kabul edilen bu davranışlarda davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Öyleyse, Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi şartlarının kadın lehine gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu husus nazara alınmadan, kadının manevi tazminat isteğinin reddi yerine, usul ve yasaya aykırı olarak davacı kadın yararına manevi tazminata hükmolunması bozmayı gerektirmiştir.

3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Davacı, davasında boşanmayla birlikte…..Mahkemesinin (Aile mahkemesi sıfatıyla) 2007/554 esas ve 2009/753 karar sayılı ilamıyla lehine hükmolunan 450 TL tedbir nafakasının 1.500 TL’ye çıkartılmasını talep etmiş, mahkemece kadının nafaka artırım talebi yönünden kadının talebinin tamamı kabul edilerek, TMK’nun 197. maddesinden kaynaklanan tedbir nafakasının 1.500 TL’ye çıkartılmasına karar verilmiştir
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına ve özellikle davalının gelirine göre davacı lehine artırılan tedbir nafakası miktarı hak ve nesafete uygun olmayacak şekilde fazladır.
Mahkemece; davacının geçimi ve bakımı için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, tedbir nafakasının uygun bir miktarda arttırılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 16.01.2018(Salı)

….