YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17842
KARAR NO : 2016/13832
KARAR TARİHİ : 17.10.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Eşya Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından, kadının boşanma davası ve fer’ileri, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, kadının eşya alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece yargılama aşamasında 22.08.2013 tarihli ara karar ile müşterek çocuğun velayeti tedbiren annesine bırakılmış, 09.10.2013 tarihli ara kararı ile de çocukla baba arasında kişisel ilişki tesisine karar verilmiştir. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan; re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle taraflar delil bildirmese dahi hakim, gerekli gördüğü delilleri kendiliğinden toplar. Hüküm verilinceye kadar gerçekleşen olaylar da hakim tarafından değerlendirilir. Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “üstün yararı” (BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b)’dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Dosya kapsamındaki delillerden ve davalı-davacı erkeğin 5 kez müşterek çocuk ile kişisel ilişki tesisi için icraya başvurduğu, icra kanalıyla kadının ailesiyle birlikte yaşadığı konuta gelindiğinde çocuğun orada bulunmadığı gerekçesiyle kişisel ilişki tesis edilemediği, ancak dosya içerisinde bulunan sosyal ekonomik durum araştırmasında ve sosyal inceleme raporunda kadının ailesinin yanında oturduğunun belirlendiği, kadın tarafından yeni bir adres bildirilmediği anlaşılmaktadır. Bu suretle annenin baba ve çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi engelleyerek geçici velayet görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır. Çocuğun baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve deliller de bulunmamaktadır. O halde müşterek çocuğun velayetinin babaya verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3-Mahkemece kadının eşya alacağı davası kısmen kabul edilerek 4.229 TL eşya bedelinin faiziyle davalı-davacı erkekten tahsiline karar verilmiştir. Bu bedele ne şekilde ulaşıldığı ve dava konusu edilen hangi eşyanın karşılığı olduğu Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde hüküm yerinde gösterilmemiştir. Hüküm açık ve infazda tereddüt yaratmayacak nitelikte kurulmalıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanının hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyaların cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 2. bent yönünden oyçokluğu ile diğer yönlerden oybirliği ile karar verildi.17.10.2016(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Müşterek çocuk … 27.04.2010 doğumlu olup anne şefkat ve sevgisine muhtaç olduğu açıktır. Uzman tarafından düzenlenen raporda çocuğun anneye olan sevgi bağının güçlü olduğu, yaşadığı ortamda çocuğun psikolojisi ve gelişimini etkileyecek herhangi bir risk faktörünün bulunmadığı, küçüğün yaşadığı ortamdan mutlu olduğu ve velayetinin anneye verilmesinin üstün yararına uygun olacağı bildirilmiştir. Mahkemece küçüğün velayeti anneye bırakılmıştır. Yargılama süreci devam ederken davacı-davalı kadına küçüğün velayeti tedbiren geçici olarak verilmiş, bu aşamada davalı-davacı erkeğin çocuğunu beş kez icra marifetiyle görmeye gittiği ancak evde olmadığından görüşmesinin engellendiği ve bu şekilde kadının velayet görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle sayın çoğunluk tarafından karar velayetin babaya verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Kadının yargılama aşamasındaki davranışı tedbir kararına aykırı davranmak eylemini oluşturursa da, çocuğa yönelik herhangi bir davranışı ileri sürülmediğinden velayet görevini kötüye kullandığından sözedilemez. Kaldıki hüküm kesinleştikten sonra küçükle babanın görüşmesinin engellenmesi velayetin değiştirilmesi sebebini oluşturur. Küçüğün doğumundan itibaren ve yargılama sırasında anne yanında kaldığı, üstün yararınında bu yönde olduğu uzman raporu ile belirtildiğine göre mahkemece velayetin anneye verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle sayın çoğunluğun velayetin babaya verilmesi yönünde küçüğün üstün yararına aykırı bozma görüşüne katılmıyorum.