Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2016/19187 E. 2016/14187 K. 31.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19187
KARAR NO : 2016/14187
KARAR TARİHİ : 31.10.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm her iki boşanma davası ve ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
l-Mahkemece, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında erkeğin boşanma davasının reddine kadının açtığı boşanma davasının kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiştir. Hükmün gerekçe kısmında ise davanın Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı çekişmeli boşanma davası olduğu, erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmek sureti ile hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye düşülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme karan gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait’ herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz.
Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alman eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden, yazılı şekilde, hüküm altına alınan ziynet eşyalarının değerlerinin ayrı ayrı gösterilmemesi suretiyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 1. bentteki bozma sebebine göre, boşanma davalarına yönelik bölümlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 31.10.2016 (Pzt.)

KARŞI OY YAZISI

Her iki boşanma davası da , evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılmıştır. Mahkemece kısa kararda, boşanma hükmüne ilişkin hukuki sebebin “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olduğu belirtilip, kanun maddesi yazılmamıştır.
Mahkeme kararının gerekçesinde yer verilen açıklamalardan da, davacı-davalının boşanma davasının reddedilği, davalı-davacının davasıyla ilgili boşanma hükmünün ise, TMK.nun 166. maddesinin (3.) fıkrasına değil, aynı maddenin “1.” fıkrasına dayalı olarak verildiği, açıkça anlaşılmaktadır.
“Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir”[HMK.m.304-(1)].
Somut olayda da gerekçeli kararın, boşanmaya ilişkin hüküm fıkrasında, “evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması” hukuki sebep olarak belirtilmesine karşın, TMK.nun 166 maddesinin “1.” fıkrası yerine “3.” fıkrasının yazılması, maddi hataya dayalı olup, bu hatanın mahallinde düzeltilmesi her zaman için mümkündür. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (Dairemizin, 28.11.2006 gün ve 2006/9646 E-2006/16472 K, 02.04.2007 gün ve 2006/16599 E-2007/5424 K, 28.05.2008 gün ve 2007/9194 E-2008/7520 K, 15.07.2009 gün ve 2008/11817 E- 2009/14119 K, 09.03.2010 gün ve 2009/2066 E-2010/4408 K, 26.01.2011 gün ve 2010/109 E- 2011/1150 K, 21.02.2012 gün ve 2011/6814 E-2012/3402 K, 02.04.2013 gün ve 2012/22843 E-2013/9054 K, 03.03.2014 gün ve 2013/22077 E-2014/4435 K, 19.10.2015 gün ve 2015/20041 E- 2015/18537 K, 21.03.2016 gün ve 2015/14375 E- 2016/5482 K. sayılı benzer kararları).
Öte yandan, “ Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” [HMK m.30-(1)].
Sayın çoğunluğun bozma ilamının “1.” bendinde yazılı görüşü, Dairemizin yerleşik içtihatları ve [HMK.m.30-(1)]’ de düzenlenen usul ekonomisi ilkesine de uygun değildir.
Bu sebeple, temyiz edilen hükmün boşanma davalarına ilişkin bölümünün, temyiz istemi çerçevesinde, esastan incelenmesi gerektiğini düşünüyor, sayın çoğunluğun bozma ilamının 1. bendinde yazılı görüşüne katılmıyorum.